"Geçmiş olsun, ağrıyor mu?"

Sehl bin Abdullah-ı Tüsterî hazretleri, Horasan evliyâlarındandır. Bir kimse anlatıyor:
Basra'dayken Sehl-i Tüsterî hazretlerine rastladım bir gün. Baktım, parmağını bir bezle sarmıştı.
Kendisine;
“Geçmiş olsun. Yoksa ağrıyor mu?’ dedim.
“Hayır” buyurdu.
“Niçin sardınız öyleyse?”
Cevap vermedi...
Merak etmiştim.
Sonra oradan ayrılıp Mısır'a gittim. Hazret-i Sehl'in hocası Zünnûn-ı Mısrî hazretlerine rastladım orada da. Baktım, onun da parmağı sarılıydı.
Kendisine;
“Geçmiş olsun, ağrıyor mu?” dedim
Büyük zât;
“Evet, ağrıyor. İlâç koyup sardım” buyurdu.
“Allah şifâ versin” dedim.
Hazret-i Sehl'in hâlini o zaman iyi anladım...
Hocasına uymak için sarmıştı o da parmağını.
? ? ?
Bu zât, bir talebeye; “Evlâdım, sakın ola, gittiğin yerlerde 'İlahlık' ve 'Peygamberlik' dâvâsı gütme, zîra çok tehlikelidir” diye tembih etti.
Delikanlı şaşırıp;
“Tövbe hocam, hiç öyle şey olur mu?” diye arz etti.
Büyük velî;
“Her isteğinin olmasını istemek, 'İlahlık' iddiâ etmek; her sözünün dinlenmesini istemek, 'Peygamberlik' dâvâsı gütmektir. Çünkü yalnız, Allah’ın dediği olur ve sırf Peygamberin sözüne mutlak itâat edilir” buyurdu.