Kapaktaki yazıya hürmet!..

Mısır’da yetişen evliyâdan Zünnûn-i Mısrî hazretleri henüz doğru yolu bulmamıştı ki, bir gece fakirlerle sabahlamıştı bir yerde.
Sabahleyin uyandı.
O gün bir “küp” gördü.
Toprağa gömülüydü.
Eşeleyip çıkardı ki içi “altın” dolu.
Ve “Allah” yazısı vardı kapağının iç yüzünde.
Bu yazıyı görünce çok sevindi...
Öyle ki; “altını” görünce bu kadar sevinmemişti.
Altınları dağıttı fakirlere. Kendisine sâdece o kapağı ayırıp, onu almakla “kârlı” buldu kendisini. Zîra ona göre; altından kat kat daha kıymetliydi o kapak.
Çünkü onun içinde,
“Allah” yazısı vardı.
O yazıyı öpüp koydu başına.
O gece nûrlu bir “zât” girdi rüyâsına.
Ve sevgiyle bakıp;
“Seni tebrik ederim. Sen, Allah ismini böyle azîz tuttuğun gibi Allahü teâlâ da seni azîz tutup yüceltsin” buyurdu.
Uyanınca gördü ki;
Kalbi 'nur’la dolmuş.
Kalp gözü açılmış.
Yaratılıştan müsâitti zâten. Kısa zamanda “büyük evliy┠oldu.
? ? ?
Bu zât bir gün sevdiklerine;
“Rastgele kimselerden ve rastgele kitaplardan islâmiyet öğrenilmez” buyurdu.
Sordular ki:
“Nereden öğrenilir efendim?”
Büyük zat;
“İslâmiyet, sâdece Ehl-i sünnet olan âlimlerden veyâ o âlimlerin yazdığı fıkıh kitaplarından öğrenilir” buyurdu.