Menkîbeler
Abdüllatif Uyan / abdullatif.uyan@tg.com.tr


Kabirde irşad etti
29.09.2010

O devirde Mısır'da bir kişi vardı ki, Gavs-ül âzam, Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerini çok seviyor, nurlu yüzünü görmeyi çok istiyordu.
Bir gün çıktı Mısır'dan.

Bağdat'a geldi ama;
- Gavs-ül âzam vefat etti, dediler.

Çok üzüldü. İçi yandı.
Bu hüzünle nurlu kabrine gelip edeble oturdu.
Gözlerini kapayıp mübarek rûhuna Fatiha okuyordu ki, elini biri tuttu.

Gözünü açtığında Gavs-ı âzam'ı gördü yanında.
Büyük Velî, onu, talebeliğe kabul edip, halkı irşad için icazet verdi kendisine.
Adam, bir anda mürşid-i kâmil olup Allah'ın kullarını irşada başladı.

RESÛLULLAHA SEVGİSİ

Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerini bir kimse ansızın görse, elinde olmadan dehşete kapılırdı.

Talebesinden biri anlatıyor:

Hocama kırk sene hizmet ettim.
Bu müddet zarfında yatsı abdestiyle sabah namazlarını kılardı hep.
Resûlullaha Efendimiz'e sevgisi de pek fazlaydı.
Zaten Onun evlâdı oluyordu.

Bir gün, bu sevgi ve aşk ile ziyaretine geldi ve mübarek Ravdasına yüz sürüp, gözyaşlarıyla ağladı.
Kırk gün böyle ziyaret etti.

Kırkıncı gün münacatında;
- Günahlarım, okyanus dalgaları gibi çoktur. Hatta yüce dağlardan bile ağırdır. Ama affedici kerîmlerin katında sinek kanadı kadar bile değildir, dedi.

O anda bir el gördü.
Bu, Resûlullahın "aleyhissalâtü vesselâm" mübarek eliydi.
Büyük bir saygı ile müsafaha etti.

Öpüp başına koydu.
Ve bayılıp düştü.


www.gonulsultanlari.com