Menkîbeler
Abdüllatif Uyan / abdullatif.uyan@tg.com.tr


Hangisinin adı çıkarsa…
15.08.2012

Resûlullah Efendimiz gazâlardan birine hazret-i Âişe'yi de götürmüştü.
Kendisi şöyle anlatıyor:
Bana bir çadır yaptılar.
Çadırla deveye bindirdiler.
Zafer kazanıldı.
Dönüşe geçildi.
Bir yerde konakladık.
O molada ben abdest için, askerden uzaklaştım. Geri geldiğimde gerdanlığımı bulamadım.
Geri gittim.
Aradım, buldum.
Yerime gelince, askeri göremedim.
Gitmişler.
Beni çadırda zannetmişler.
Deveye yükletmişler.
Şaşırdım kaldım.
O ara uyumuşum.
Bir sesle uyandım.
Resûlullah, Eshâb'tan Safvân'ın arkadan gelmesini emretmişti. Gelip beni uykuda görünce bağırmış.
Devesini çöktürdü.
Kendisi uzaklaşıp;
"Deveye bin" dedi.
Bindim. Askere yetiştik.
Münâfıklara rastladık.
Çirkin şeyler söylediler.
Onları İbni Ebî Selûl kışkırtıyordu. Müslümânlardan Hassân bin Sâbit ve Mistâh da onlara uymuştu. İftirâ söylentileri her yere yayılmış.
Resûlullah beni aramıyordu.
Hâlimi sormuyordu.
Sebebini bilmiyordum.
Bir gece, Mistâh'ın annesi iftirâ sözlerini bana anlattı.
Hastalığım arttı.
Ateşim yükseldi.
Tepemden duman çıktı zannettim. Aklım gitti. Düştüm. Aklım başıma gelince evime geldim. (devamı yarın)


www.gonulsultanlari.com