Menkîbeler
Abdüllatif Uyan / abdullatif.uyan@tg.com.tr


Benim için mezar kazın!
27.12.2008

Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinin talebesinden Alâeddîn-i Attâr hazretleri anlatıyor:
Hocam ölüm döşeğindeydi.

Son gün huzûruna girdiğimde;
- Alâeddîn! Benim için bir mezar kazıp, hazır edin! buyurdu.

- Başüstüne efendim, dedim.
Ve çıkıp îfâ ettim bu emrini.

Sonra huzurlarına gelip;
- Kabir yeri hazır efendim, diye arzettim.

O ara hastalığı fazlalaştı.
Vefât edeceğini anlamıştık hepimiz.

Birimiz sesli olarak Yasin-i şerîf okumaya başladı.
O da tekrar ediyordu.

Bir ara, ellerini ileri uzatıp, uzun uzun duâlar etti.
Yasin-i şerîf'in yarısına gelinmişti ki, bâzı nûrlar peydâ oldu odada.
Büyük Velî, ellerini yüzüne sürdü.
"Kelime-i tevhîd"i söyleyip teslim etti rûhunu.

İHLASSIZ AMELLER

Bu zat, bir gün, sevdiği bir gence;
- Evlâdım, ihlâs çok mühimdir, buyurdu. Her ne yaparsan, ihlâsla yap mutlaka.

Delikanlı sordu:
- İhlâs nedir efendim?
- İhlâs, samîmiyet demektir, buyurdu. Yani niyetin hâlis, temiz olmasıdır.

Ve daha açıkladı:
- İhlâs, her yaptığını, Allah için, O emrettiği için yapmaktır.

Genç sordu yine :
- İhlâssız yapılırsa ne olur efendim?

Sevgiyle baktı gence:
- Sen sahte para ile çarşıya gitsen, o para ile bir şey satın alabilir misin evlâdım?
- Alamam tabii efendim.

Buyurdu ki:
- İşte ihlâssız ameller de böyledir. Geçmez o gün. Eski paçavra gibi sahibinin suratına çarpılır ve; "Sen bu ameli kim için yaptınsa, karşılığını git ondan iste!" denir.
Tabii eli boş kalır o kişinin.


www.gonulsultanlari.com