Menkîbeler
Abdüllatif Uyan / abdullatif.uyan@tg.com.tr


Mevlana bizi bıraktı
3.05.2009

Şems-i Tebrizi hazretleri rahime-hullahü teâlâ Konyaya gelince, hazret-i Mevlana Onu görüp âşık oldu.

İkisi bir odaya kapanıp sohbet ediyorlardı.
Fakat talebeleri, sevenleri ve şehrin ileri gelen âlimleri, bu hali beğenmediler.

Ve bir Cuma gecesi Konyayı terkedip, Denizliye gittiler.
Sultan Alaaddin, çok üzüldü.

Sadreddin-i Konevi hazretlerini çağırıp;
- Âlimler Konyayı terketmiş, dedi.

- Evet sultanım, haberim var.
- Bu yaptıklarına çok içerledim.

- Ne yapmamı istersiniz sultanım?
- Diyorum ki, Denizliye gidesin. Onları toparlayıp, Konyaya getiresin.

- Hemen mi sultanım?
- Evet. Cuma namazına burada olsunlar.

- Başüstüne sultanım, dedi.
Ve bindi katırına, düştü Denizli yoluna.

Konya-Denizli arası, üç günlük yoldu.
Cuma namazına ise birkaç saat kalmıştı.
Büyük Veli, Allahın izniyle, bir anda vasıl oldu Denizliye.

O âlimleri bulup:
- Sultan sizi Cuma namazına bekliyor, dedi.

Âlimler şaşırdı:
- Cuma namazına mı?

- Evet.
- Ama bu imkânsız. Konya üç günlük yol, Cuma namazına ise iki saat var.

Buyurdu ki:
- Siz Peki deyin. Hak teâlâ her şeye kadirdir.
- Amenna, ama…

- Haydi hazırlanın. Vaktimiz yok.
- Pekâlâ, dediler.
Ve tereddütle bindiler hayvanlarına.

Henüz bir iki konak gitmişlerdi ki,
Konya göründü karşıdan.
Evet, Konyaya varmıştı kafile.
Hatta Cuma ezanı okunmamıştı bile.

Padişah çok sevindi.
Teşekkür etti Sadreddin Konevi hazretlerine.

Âlimler mi?
Onlar da görünce bu harikuladeyi,
daha iyi anladılar Sadreddin Koneviyi.


www.gonulsultanlari.com