Gönül Sultanları.com >  1001 Güzel Menkîbe > Herkes yahşi, biz yaman > Nezrini unutmuştu, ama
Nezrini unutmuştu, ama
Abdullah bin Alevi hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” sevdiklerinden biri, bir gün pazara gitti.
Atını satacaktı.

Giderken de; bu atı istediğim fiyata satabilirsem, paranın şu kadarını Abdullah bin Alevi hazretlerine hediye edeceğim diye karar verdi.
Yani böyle bir nezir yaptı.

Az sonra istediği fiyata satıp parasını aldı.
Ancak unutmuştu nezrini.

Abdullah bin Alevi hazretleri, o gün kendisini görüp sordu:
- Atı satabildin mi?
- Evet efendim, sattım.

- İstediğin fiyatı verdiler mi bari?
- Verdiler hocam.

Fakat bir türlü hatırlamıyordu nezrini.
Büyük Veli sordu yine:
- Senin bir nezrin var mıydı bu günlerde?

O zaman hatırladı.
- Evet efendim, nezrim vardı ama…

- Unuttun değil mi?

Önüne baktı.

- Benim maksadım da bunu sana hatırlatıp günahtan kurtarmaktı kardeşim.

Adam çok sevinmişti.
Nezrini eda edip, daha çok bağlandı bu Allah dostuna.

Evliyalık yolları

Bir gün de;
- Bütün evliyalık yollarını araştırdım. Bunların içinde bir yol var ki, onun kadar insanı Rabbine yaklaştıranını görmedim, buyurdu.

Sordular:
- O hangi yol efendim?
- Fakirlik, hastalık ve itibarsızlık, buyurdu.

- Bunlar mı kulu Rabbine yaklaştırır efendim?
- Evet. Allah ile kul arasındaki en büyük perde, insanın nefsidir. İşte bu üç şey, nefsi kırar. İnsana, aciz bir kul olduğunun farkına vardırır.

- Sebep bu mu efendim?
- Evet. Çünkü Allahü teâlâ, göğsü kabarık insanları sevmiyor. Boynu bükük, kalbi kırık kulları beğeniyor.

www.gonulsultanlari.com