Gönül Sultanları.com >  Alim ve Evliyaların Alfabetik Listesi > A > Abdülfettah-ı Akri > Üç büyükten biri
Üç büyükten biri
Abdülfettah-ı Akri, evliyayı kiramdan.
Şiddetle kaçınırdı, her günah ve haramdan.

Din ilmini tahsile başladı küçük yaşta.
Ve Kur'an-ı kerimi ezberledi en başta.

Sonradan tefsir, hadis ve fıkhı okumuştu.
Genç yaşında, kâmil bir din âlimi olmuştu.

Zahiri ilimlerin yanında bu Mübarek,
Tasavvuf yolunda da istiyordu yürümek.

Bu yüksek arzusuna, vasıl olayım diye,
Tâbi oldu Mevlana Halid-i Bağdadi’ye.

Onun her bir emrine, sıkı sarılıyordu.
Haram ve günahlardan, şiddetle kaçıyordu.

Yegane istediği, şu idi ki o zaman:
Bir an ayrılmayayım üstadımın yanından

Dert ve sıkıntılara, çok iyi sabrederdi.
Zorluklar karşısında, hep göğsünü gererdi.

Hatta dert ve üzüntü gelince kendisine,
Üzülmek şöyle dursun, sevinirdi aksine.

Zira o diyordu ki: (Bu dert ve sıkıntılar,
Rabbimden geldiğinden, dert değil, ihsandırlar.)

Hatta çok üzülürdü dert gelmediği zaman.
Derdi ki: (Mahrum kaldım Rabbimin ihsanından.)

Bunu bilen üstadı Mevlana hazretleri,
Hep ona veriyordu, bütün çetin işleri.

Onu gönderiyordu uzak olan yerlere.
Hatta yaya olarak gidiyordu her yere.

Zira yasaklamıştı bineğe binmesini.
O da, teslim etmişti üstada kendisini.

Bunun için hep yaya giderdi uzaklara.
Zevk ile katlanırdı, cümle sıkıntılara.

Bağdat'tan İstanbul'a, yine yaya olarak,
İki defa gitmişti herşeye katlanarak.

Onun her bir emrini, hemen ifa etmesi,
Her zorluğa tahammül ve rıza göstermesi,

Sayesinde kavuştu o yüksek himmetine.
Ve girdi daha sonra, hususi hizmetine.

Üstadının evine, rahat girer çıkardı.
Ne hizmet gerekirse, titizlikle yapardı.

Bu hususi hizmetler sayesinde nihayet,
Yükselip, hocasından aldı mutlak icazet.

O bir gün buyurdu ki: (Olunuz mütevazi.
Siz tevazu ettikçe yükseltir Allah sizi.

Kibirli olanları, ne kul sever, ne Allah.
Kendisini, sadece kendi sever mâzallah.

Hadiste buyuruldu: (İnsanların fenası,
Zor olandır yanına biraz yaklaşılması.)

Eğer korkuluyorsa varmak için yanına,
Bir felaket olarak, kâfi gelir bu ona.

Siz öyle davranın ki, kaçmasın kimse sizden.
Emin olsun insanlar, hem el ve dilinizden.)


Kırk yıl hizmet etti

Halid-i Bağdadi’nin şanını, o zamanlar,
Duymuştu dünyadaki bilcümle Müslümanlar.

Yayılınca şöhreti, her yerine dünyanın,
Bağdat'a geliyordu insanlar akın akın.

Hem İstanbul’dan dahi, bir çok aşık olanlar,
Ona kavuşmak için, Bağdat'a yollandılar.

Bu gelen insanların, bir tek gayesi vardı.
O da, bu büyük zatın talebesi olmaktı.

Zira Resulullahtan gelen feyiz ve nurlar,
Ondan yayılıyordu, herkese o zamanlar.

Görünce İstanbul'dan Bağdat'a gelenleri,
Üzüldü hallerine Mevlana hazretleri.

Emir verip hemence, Abdülfettah Akri’ye,
İstanbul'a gönderdi, feyzini saçsın diye.

Abdülfettah Efendi, İstanbul’da o zaman,
(Nuh kuyusu) denilen, bir yeri tuttu mekan.

Bu mübarek veli zat, buraya vardığında,
Cümle Hak aşıkları, buldu onu anında.

Etraftan akın akın geliyordu insanlar.
Zira ondan akardı, ilahi feyiz, nurlar.

Devlet ricalinden de, vezir, paşa, kumandan,
Gelirdi akın akın, bu dergaha durmadan.

Onbinlerce Müslüman, bu dergaha geldiler.
Bu Allah adamından, istifade ettiler.

Abdülfettah Efendi, kırk yıldan daha fazla,
Bu dergahta böylece, hizmet etti ihlasla.

Mevlana Halid ise, o gelince Bağdat'tan,
Otuzdokuz yıl önce, ayrılmıştı dünyadan.

Onun ayrılığına hiç dayanamıyordu.
Hocasına kavuşmak aşkıyla yanıyordu.

Binsekizyüz altmışdört yılı Muharreminde,
Cümle talebesiyle helalleşti evinde.

Ayın ondokuzunda, hem de bir Cuma günü,
Kur'anı dinler iken, teslim etti ruhunu.

Âlim ve evliyalar, ittifakla o zaman,
Şunu bildirdiler ki: (İstanbul'da bulunan,

Binlerce evliyadan, Eshabın haricinde,
Üçü, en büyüğüdür bu veliler içinde.

Bu üçünden biri de Abdülfettah Akri’dir.
Kabri, aşıklarının istifade yeridir.

İkisi de şunlardır bu üç büyük velinin,
Murad-ı Münzavi’yle, Tokadi Mehmed Emin.)

Bu zat buyuruyor ki: (Hak teâlâ, insanda,
İki korkuyu birden, cem etmez bir arada.

Yani kim bu dünyada, korkar ise Allah'tan,
Korkmasın ahirette, o, kurtulur azaptan.

Dünyada korkmayan da, çok korksun ahirette.
Zira o kimse için, azap vardır elbette.)

Ya Rabbi, bu üç büyük velinin hürmetine,
Şifa ver hasta olan Muhammed ümmetine.

www.gonulsultanlari.com