Gönül Sultanları.com >  Alim ve Evliyaların Alfabetik Listesi > A > Ahmed Mekki Efendi > Âlimi âlim anlar
Âlimi âlim anlar
Sülale-i Resulden, Ahmet Mekki Efendi,
Tasavvufta yükselmiş büyük âlimlerdendi.

Zahiri ilimlerin vakıf idi hepsine.
Yılmadan ders okuttu ilim talebesine.

Çıktı bir gün camiden, verir vermez vaazını.
Ben dahi yanındaydım, taşırdım çantasını.

Abim Lütfü Uyan’ın gidecektik evine.
Arabi ders verirdi o zaman kendisine.

Yürüdük bir sokağın köşe başına kadar.
Lakin Mekki Efendi, orada kıldı karar.

Zira o yol üstünde, bir âlim otururdu.
Onun evi önünden geçmek gerekiyordu.

Okunmak üzereydi akşam vakti tam ezan.
Birden bana dönerek buyurdu ki o zaman:

(Bu ilim sahibinin hanesinin önünden,
Geçmemiz, uygun olmaz asla edep yönünden.

Bir hal hatır sormadan, yürüyüp gidersek biz,
O âlim zata karşı, edepsizlik ederiz.)

İlim sahiplerine olan bu edebinden,
Geçmedi o âlimin kapısının önünden.

O âlimin evinin arkasından dolaştık.
Ve abim Lütfü Bey’in hanesine ulaştık.

Buna şahit olunca, içimden derdim ki hep:
(Kimde vardır acaba, bu tevazu, bu edep?)

Çünkü kendisi dahi, ilim ehli biriydi.
Evlad-ı Resul olup, yaşı da ileriydi.

Yine de o âlimden edep, hayâ ederek,
Geçmedi kapısından, ilme kıymet vererek.

Merhameti, o kadar çoktu ki fakirlere,
El açan kimseleri, çevirmezdi bir kere.

Ayrıca, kalb kırmaktan ve bir gönül yıkmaktan,
Öyle kaçınırdı ki, acizdim anlamaktan.

Mesela müftülükte, bir gün öğle üzeri,
Orta yaşlı bir adam giriverdi içeri.

Dedi: (Kars’tan, iş için gelmiştim bir ay önce.
Fakat iş bulamadım, döneceğim hemence.

Ama bilet alacak param yok şimdi benim.
Eğer siz verirseniz, şu an biner, giderim.)

İstediği parayı çıkarıp verdi, ama,
Akşam, yine vapurda, rastladık o adama.

Bana buyurdular ki: (Yalan demiş bu bize.
Utanır, mahcub olur, şimdi bizi görünce.

Şuradan gidelim de, o görmesin) diyerek,
Gittik başka tarafa, ona görünmeyerek.

www.gonulsultanlari.com