Gönül Sultanları.com >  Peygamberler > Âdem aleyhisselam > O sana helal değil
O sana helal değil
Âdem aleyhisselam ve Havva validemiz,
Evlenip, çocukları oluyordu hep ikiz.

Onlar da oluyordu biri kız, biri erkek.
Sadece istisnaen, “Şit Nebi” doğmuştu tek.

İlk doğan, “Kabil” ile, onun kız kardeşiydi.
İkincisi, “Habil” ve onun ikiz eşiydi.

Âdem aleyhisselam, Allah’ın emri ile,
Evlendirmek istedi, onları birbiriyle.

Habil'in ikiziyle, Kabil evlenecekti.
Onun ikizini de, Habil'e verecekti.

O dinde, iki kardeş evlenebiliyordu.
Fakat ayrı batından olmak gerekiyordu.

Aynı batında doğan bir kızla, bir erkeğin,
Evlenmesi haramdı, böyleydi o günkü din.

Kabil'in kız kardeşi, Habil'in kardeşinden,
Güzel olduğu için, Kabil kızdı içinden.

Ve hemen babasına, gidip etti itiraz.
Dedi: (Niçin Habil'e tanıyorsun imtiyaz?

Benim ikiz kardeşim, mâdem ki daha güzel,
O kıza ben layıkım Habil'den daha evvel.

Fazla güzel değilken Habil'in kız kardeşi,
Niçin bana verirsin, anlamadım bu işi.

Benim kız kardeşimdir güzel olan, bilirsin.
Onu, bana değil de, niçin ona verirsin?)

Âdem aleyhisselam, buyurdu ki Kabil'e:
(O, sana helal değil, Allah’ın emri böyle.)

Çok izah ettiyse de babası ona bunu,
İnanmadı Allah’ın bir emri olduğunu.

İhtilaf, günden güne büyüyünce, nihayet,
Âdem Nebi, bu işi çözmeye etti gayret.

Buyurdu: (Birer kurban adayınız öyleyse.
O zaman belli olur, hanginiz haklı ise.)

Çobanlık işi ile meşguldü Habil o gün.
En kıymetli koçunu, gidip seçti sürünün.

Kabil'se, rençberlikle iştigal ettiğinden,
Bir bağ buğday getirdi, gidip kötülerinden.

Sonra Âdem Nebi'nin, uyup tavsiyesine,
Götürdüler onları, bir dağın tepesine.

Zira o zamanlarda, vardı ki şöyle âdet:
İnsanlar arasında olursa muhalefet,

Hemence birer kurban adardı iki taraf.
Hak teâlâ katından, hallolurdu ihtilaf.

Şöyle ki, haklı olan kimseye ait adak,
Gökten inen ateşle, yok olurdu yanarak.

Onlar da, adakları o yere koyar koymaz,
Gökyüzünden oraya, bir ateş indi beyaz.

Ve Habil'in kurbanı yanınca o ateşte,
Anlaşıldı ki Kabil haksız idi bu işte.

Haksızlığı meydana çıkmasına mukabil,
Buna itirazını, sürdürdü yine Kabil.

Sırf nefsine uyarak, o inat ediyordu.
Bütün bunlara rağmen, “Ben haklıyım” diyordu.

Ve kalbinden, Habil'e kızarak için için,
Kötü şeyler düşündü, sonunda onun için.

Bu kıskançlık ve nefret, yakıyordu içini.
Öldürmeyi düşündü, gidip bu kardeşini.

Ve Habil'e giderek, dedi ki: (Beni dinle.
Seni öldüreceğim, söylüyorum yeminle.)

www.gonulsultanlari.com