Gönül Sultanları.com >  Peygamber Efendimiz > Habeşistana Hicret > Yol açın kendisine
Yol açın kendisine
Resulullah, Eshabın münkesir hallerini,
Öğrenip, bir köşede kaldırdı ellerini.

İmamesini alıp, bir kenara koyarak,
Şöyle niyaz eyledi, Rabbine yalvararak:

(Ya Rabbi, otuzdokuz kişi ki bu müminler,
Sana iman getirmiş kullardır hepsi birer.

Halas et sen bunları kâfirlerin şerrinden.
Kurtar bu müminleri korku ve endişeden.

Şanı yüksek biriyle, kuvvetlendir bu dini.
Sevindir nusretinle, bu bir avuç mümini.)

O anda nazil oldu Cebrail yeryüzüne.
Müjde getirmiş idi, Allah’ın Resulüne.

Dedi: (Ya Resulallah, sen bir dua etmiştin.
Rabbinden, bu din için yardımcı istemiştin.

Kabul etti Rabbimiz senin o dileğini.
Bir kimseyi seçti ki, sağlam eder bu dini.

Rabbimiz buyurdu ki: Ey benim meleklerim!
Bir araya toplanıp, emrime kulak verin.

Saf çekin Beytullahtan, tâ Erkam’ın evine.
Bekleyin, elinizde nurdan tabaklar ile.

Dul olan hatunlara, odun taşımak için,
Kendini, Habibime siper etmesi için,

Bir kimseyi seçtim ki, Ömer’dir onun namı.
Takviye ederim ben, onun ile İslamı.

Düşün onun önüne, yol açın kendisine.
Cennet cevherlerini saçın onun üstüne.

Rabbimiz, meleklere böylece verip emir,
Ömer ibnil Hattab’ı size göndermektedir.

Ya Muhammed, karşı çık, istikbal et Ömer’i.
Zira şimdi yoldadır, yakındır gelmeleri.)

Az sonra heybet ile, geldi Ömer bin Hattab.
Silahlı geldiğini gördüler cümle Eshab.

Onu böyle görünce, korkuya kapıldılar.
Hemen Resulullahın etrafını sardılar.

Lakin hazret-i Hamza, dedi: (Ey ehl-i iman!
Gelen bir kişidir ki, kuvvetliyiz biz ondan.

Eğer hayra geldiyse, hoş geldi, büyük devlet.
Eğer şerre geldiyse, şu kılıç kâfi elbet.

Zira o, kılıcını çekmeden henüz daha,
Başını, şu kılıçla uçururum bir anda.)

Sonra çıktı kapıya, etti ki şöyle hitap:
(Sen ne zannediyorsun bizi ey ibni Hattab?

Biz, Abdülmuttalib’in evladıyız, güçlüyüz.
Bi-iznillah demiri çiğneyip püskürtürüz.

Ar ve namus uğruna, akmıştır çok kanımız.
Resulullah uğruna fedadır canlarımız.

Zafer bulacağını eğer zannediyorsan,
Aldandığını bil de, geri dön, git buradan.)

İşitti Resulullah Hamza’dan bu sözleri.
Buyurdu ki: (Yol verin, giriversin içeri.)

Tebessüm buyurarak istikbal etti o an.
Buyurdu: (Bırakınız, ayrılınız yanından!)

Girdi hazret-i Ömer kılıcı omuzunda.
Diz çöktü edep ile, Resulün huzurunda.

www.gonulsultanlari.com