Gönül Sultanları.com >  Evliya Nasihatleri > Zincir ile gelene böyle yapılır > Sana sultanlık yakışır
Sana sultanlık yakışır
Feth-i mübin’den sonra, Fatih Sultan Mehmed Han,
Ziyarete gitmişti, hocasını bir zaman.

O sohbet esnasında, dedi ki hocasına:
(Fethettik İstanbul’u, büyük yardımınızla.

Şu anda, sizden artık şudur ki bir tek ricam:
Beni, talebeliğe kabul edin ey hocam!)

Akşemseddin, cevaben buyurdu ki: (Ey Sultan!
Eğer sen, bu manevi lezzeti tatmış olsan,

Bu devlet işlerini aksatırsın elbette.
İslam’a hizmet işi yapılmaz bu devlette.

Halkın, huzur içinde yaşamaları için,
Bu devletin başında kalmanız lazım sizin.

Ve yine şu hususu arz edeyim ki, artık,
Yürümez bir arada dervişlikle sultanlık.

Seni talebeliğe kabul edersem şu an,
Halkımızın durumu, olabilir perişan.)

Bu kabil özürlerle, reddetti teklifini.
Padişah da dinleyip, makul gördü hepsini.

Bir gün Akşemseddin’e, biri, ikram olarak,
Evde pilav pişirip, göndermişti bir tabak.

Lakin el uzatmadı yemeğe Akşemseddin.
Ev halkı dediler ki: (Buyurun, haydi yiyin!)

Buyurdu ki: (Bu pilav, değildir bize nasip.
Başkasının rızkını, yemek olmaz münasip.)

O sırada bir fakir, geldi kapılarına.
Dedi ki: (Allah için yiyecek verin bana.)

Hazret-i Akşemseddin, buldukça zaman, fırsat,
Gençlik senelerinde, ediyordu seyahat.

Nerede akşam olsa, yatardı o mahalde.
Göynük’e düşmüş idi yolu bir seyahatte.

O beldede, (Göl özü) diye bir yer vardı ki,
Çimenlik, su kenarı, Cennet gibiydi sanki.

Orada, bir geceyi geçirdi ibadetle.
Gönlü, bu güzel yere meyletmişti gayetle.

Ayrılıp, otuz sene geçmişti ki aradan,
Göynük’e yerleşmeye gelmiş idi tekrardan.

O günlerde, yanına gelerek zengin biri,
Hediye etti ona, beğendiği o yeri.

Tebessüm etti biraz, o zaman Akşemseddin.
Ne için güldüğünü sual etti o zengin.

Buyurdu ki: (Otuz yıl önce ben, bu beldeye,
Gelmiş ve gönlüm o gün, meyletmişti bu yere.

Gönlümdeki o arzu, geçse de tam otuz yıl,
Yine de gerçekleşti, gülerim buna asıl.)

www.gonulsultanlari.com