Gönül Sultanları.com >  1001 Güzel Menkîbe > Ölürken bile birbirlerini düşündüler > Muhterem kardeşim
Muhterem kardeşim
Balıkesir erenlerinden bir büyük zat var.
Barak Baba "rahmetullahi aleyh".

Bu zatı sevmeyen biri vardı ki, çirkin şeyler söylerdi hakkında.
Hatta hızını alamayıp, hakaret dolu bir mektup yazıp gönderdi bir gün.

Barak Baba, okuttu onu bir talebesine.
Sükunetle dinledikten sonra;
- Yaz! dedi.

Ve özetle şu mektubu yazdırdı:
"Muhterem kardeşim. Evet, sizin de buyurduğunuz gibi ben Rabbimin beğendiği gibi bir kul olamadım. Halbuki en büyük arzum bu idi. Ne olur, dua edin de, bu arzuma kavuşayım....".

Sonra o talebeye;
- Bu mektubu, o kimseye götür ver! buyurdu.

Talebe,
- Baş üstüne hocam, dedi.

Ve götürüp verdi mektubu o kimseye.

Adam mektubu okuyunca;
“Eyvah!” dedi kendi kendine. “Ben ne yaptım? Bu zat, bizim gibi alelade bir insan değilmiş”.

Mahcup ve pişmandı.
Dergaha koşup, diz çöktü önünde.
- Affedin hocam, dedi. Hakkınızda yanlış fikre saplanmışım.

Mübarek zat ona sevgiyle bakıp;
- Sen çok iyi bir insansın, buyurdu.

Adam daha da şaşırdı.
- İyi insan mıyım efendim?

- Evet. İyi biri olmasaydın, pişman olup bu kapıya gelmezdin.

Ve ondan söz aldı:
- Sen şimdi söz ver. Bana dua edecek misin?

Ellerine sarılıp;
- Hem de ömür boyu efendim, dedi.

Huzurlu olmak istiyorum

Biri de bu zata gelerek;
- Huzurlu olmak istiyorum efendim. Ne yapayım? Diye sordu.

Cevabında;
- Günah işleme, buyurdu. Huzursuzluk, “günah işlemek”ten olur. Ayağımız taşa takılsa, evde tabak kırılsa, işlediğimiz bir günah sebebiyledir.

Ve ekledi:
- Ayrıca kendini beğenme. Kendini beğenen de huzurlu olamaz.

Şöyle bitirdi:
- Şikayetçi olma. “Toprak” gibi ol. Görmez misin, ayaklar altında çiğnenir de yine ses çıkarmaz, şikayet etmez.

www.gonulsultanlari.com