Gönül Sultanları.com >  1001 Güzel Menkîbe > Başka kitaba lüzum yok > Abdestsiz durmazdı
Abdestsiz durmazdı
Bendeniz (Abdüllatif Uyan), üniversitede okurken, Ahmet Mekki Efendi’nin “rahmetullahi aleyh“ yanında çalışıyordum.

O, Kadıköy müftüsüydü.
Ben, müftülük katibi.

Hiç abdestsiz durmazdı mübarek zat.
Yaz aylarında müftülük sıcak olurdu.
Klima da yoktu o zamanlar.

İşte bu yüzden olacak, bazen oturduğu yerde uyukladığı olurdu.
Hani üç beş dakika kadar.

Ama uyanır uyanmaz, doğruca şadırvana gider, abdestini tazelerdi.
Bu hâl, dikkatimi çekerdi benim.

Hayranlık duyardım.

Gözden çıkan şua

Bir gün de Kadıköy çarşısının içinde yürüyorduk.
Lokantaların vitrinlerinde çeşit çeşit yemekler sergilenmişti.

Onları görünce;
- Bak Abdüllatif, bu yemeklerin, yiyene faydası olmaz, buyurdu.

Sordum:
- Neden acaba efendim?

- Çünkü fakir fukara bunları görüyor, ama yiyemiyorlar. Onların gözlerinden çıkan şua, bu yemeklerin faydasını yok ediyor, buyurdu.

Büyüklüğe bakın!

Müftülükte çalıştığım günlerde, bir müezzin askere gitmişti.
Fakir ve garipti.

Kimi kimsesi yoktu.
Gitmeden Müftü Efendiye gelip duasını aldı.

O da;
- Birliğine gidince bana adresini yaz! buyurdu.

- Peki efendim, dedi.
Ve bir müddet sonra mektupla bildirdi birlik adresini.

O günlerde komutanı çağırıyor bir gün bunu.
- Oğlum, İstanbul’dan para gelmiş sana, git de al paranı!

Çocuk şaşırıyor.
- Komutanım, bir yanlışlık olmasın.

- Neden oğlum?
- Benim İstanbul’da kimsem yok ki. Kim bana para gönderecek?

Komutan da merak ediyor.
- Git bak bakalım. Kimmiş gönderen?

Gidip öğreniyor.
“Ahmet Mekki Efendi”ymiş parayı gönderen.

Büyüklüğe bakınız!

www.gonulsultanlari.com