Gönül Sultanları.com >  1001 Güzel Menkîbe > Kitap okumak, sohbetin yarısıdır > Çocukken belliydi
Çocukken belliydi
Mazhar-ı Can-ı Canan “rahmetullahi aleyh”, zamanının bir tekiydi.
Henüz çocukken rüşd ve hidayet nurları parlıyordu alnında.

Ne zaman Ebu Bekr-i Sıddîkın radıyallahü anh ismini ansaydı, karşısında görürdü kendisini.

İmam-ı Rabbani hazretlerini “rahmetullahi aleyh” düşünse, Onun ruhaniyeti gelirdi karşısına.

Babası bir gün Ona;
- Ey oğlum! Sen dünyaya gelince, ben dünyadan soğudum. Mevki, makam sahibi bir dünya adamıyken, senin doğumunla terk ettim dünyayı, demiştir.

Mazhar-ı Can-ı Canan onaltı yaşındayken babası ölüm hastalığına yakalandı.

Vefatı yaklaşınca;
- Ey Mazhar! Ömrünü boş şeylerle heba etme! diye vasiyet etti.

O da, bu vasiyetine uyup, Veliler “rahmetullahi aleyhim” sohbetine gitmeye başladı.

Sen ne yapıyorsun?

Lakin akrabaları;
- Sen ne yapıyorsun? Ecdadın mevki makam sahibi kimselerdi. Biz, senin de onlar gibi mevki makam sahibi olmanı istiyoruz, dediler.

Hoşuna gitmedi onların bu sözleri.
O gece, bir Evliya girdi rüyasına.

Ona şefkatle bakıp;
- Sen akrabalarına bakma! buyurdu. Bu dünya vefasızdır. Sen ahirete yönel. İnsan, cam parçasıyla, elması değişir mi hiç?

Sabah uyandığında, kalbinde mevki, makam sevgisinin tamamen silinip gitmiş olduğunu gördü.

Artık o, dünyayı bir tarafa bırakarak, kendisini yetiştirecek bir mürşit aramaya başladı.

Kim şu yerde bir Veli var deseydi, onu arar, bulur ve sohbetiyle şereflenirdi hemen.

Dört büyük acı

Bir gün bazı dostları;
- Ölüm acısı ne kadardır efendim? diye sordular bu zata

Cevaben;
- Yetmiş kılıç darbesinden fazladır, buyurdu.

- Kabir azabı nasıldır efendim?
- Ölüm acısı hiçtir bunun yanında.

- Peki mahşer azabı efendim?
- Kabir azabı da, bunun yanında hiçtir.

- Ya Cehennem?
- O, hepsinden şiddetlidir. Oranın bir kıvılcımı bütün dünyayı yakar, yok eder.

www.gonulsultanlari.com