Abdurrahman-ý Tagi, âlim ve veli bir zat.
Derslerinde, herkese ederdi çok nasihat.
O, yine bir sohbette, buyurdu: (Ey insanlar!
Ahirete dönün ki, neticede ölüm var.
Ýnsanýn, bu dünyaya gelmesine tek sebep,
Rabbine, tevazuyla ibadet etmektir hep.
Ýbadetten maksat da, Ona boyun bükmektir.
Onun emrine göre iþini yürütmektir.
Dinimiz, bu hayatý etmiþtir tam ihata.
Yaptýðýmýz her bir iþ, ya sevaptýr, ya hata.
Hasýlý her fiilin, dinde bir hükmü vardýr.
Yani her yapýlan iþ, ya sevap, ya günahtýr.
Bir insan, öðrenir de önce ilmihalini,
Buna göre yaparsa, her günkü ef'alini,
Her an, Hak teâlâya yapmýþ olur ibadet.
En büyük keramettir bu dinde istikamet.
Maksat, Ýslamiyet’e uydurmaktýr halini.
Ve hiç unutmamaktýr her iþinde Rabbini.
Yani düþünmeli ki her amelde muhakkak:
Razý mýdýr, deðil mi bu iþten cenâb-ý Hak?
Rabbimiz neden razý, neden razý deðildir?
Bunlar da, dinimizde gayet açýk bellidir.
Ýslam âlimlerimiz, çalýþýp gündüz gece,
Meydana çýkarmýþtýr bunlarý ince ince.
Birinci vazifemiz, bunlarý öðrenmektir.
Sonra, buna muvafýk, salih amel etmektir.
Ýki kanat gibidir, yani (Ýlim) ve (Amel).
Ve Ýslam binasýnda, bunlardýr iki temel.
Bu ikisi olmazsa, Müslümanlýk olamaz.
Ve insan, ahirette azaptan kurtulamaz.)
Bir gün de buyurdu ki: (Fýrsatlar ganimettir.
Þu boþ geçen zamanlar, çok büyük bir nimettir.
Bir Ýslam âliminin kitabýný okuyan,
Sohbet etmiþ sayýlýr onun ile bir zaman.
Hatta büyüklerimiz, þöyle buyurmuþlardýr:
(Din kitabý okumak, sohbetin yarýsýdýr.)
Mesela Mektubat’ý okuyan edep ile,
sohbet etmiþ sayýlýr, (Ýmam-ý Rabbani)yle.
(Ýmam-ý Gazali)yle kim isterse konuþmak,
Onun eserlerini okumalýdýr ancak.
Çünkü bu velilerin adlarý, her nerede,
Anýlsa, bulunurlar anýnda o yerlerde.
Adlarýnýn geçtiði mahallere, hem dahi,
Yaðar gökten bereket ve rahmet-i ilahi.
Kim, Kur'an-ý kerimi eder ise tilavet,
O dahi Rabbimizle konuþmuþ olur elbet.
Bugün, Ýslamiyet’i öðrenmek çok kolaydýr.
Dinimizi öðreten doðru kitaplar vardýr.
Lakin bozuklarý da var ki, hem de pek fazla,
O bozuk kitaplarý, sokmayýn eve asla.)
|