Gönül Sultanları.com >  Alim ve Evliyalarýn Alfabetik Listesi > A > Alaaddin-i Sabýr > Cezasýný buldu
Cezasýný buldu
Alaaddin-i Sabir, edince Hakk’a vuslat,
Ondan sonra o yerde, oldu bazý hadisat.

Hatta bu evliyanýn mübarek nurlu kabri,
Gaib olup, bir müddet belirsiz oldu yeri.

Kâfirlerden birisi geçerken o yerlerden,
Bir yeri, çok parlak ve nurlu gördü ilerden.

Bilhassa bir noktaya, gökten nur iniyordu.
O yere, hayvanlar da saygý gösteriyordu.

Mezar kalýntýlarý var idi o mahalde.
Dedi: (Bu, bir müminin mezarýdýr herhalde.)

Kâfirdi, sevmiyordu zaten Müslümanlarý.
Daha çok harab etmek istedi bu mezarý.

Bir demir parçasýyle vurunca o kabire,
Ýçe doðru bir delik açýldý birden bire.

Bakmak için, baþýný soktu bir an içeri.
Lakin çýkaramadý baþýný tekrar geri.

Çok uðraþtý ise de, baþý kaldý içerde.
Bir müddet öyle kalýp, sonra öldü o yerde.

Ayný gün, bu velinin sevenlerinden biri,
Gece, gördü rüyada Alaaddin Sabir’i.

Ona buyurdular ki: (Burada bir köpek var.
Onu uzaklaþtýrýn, veriyor bana zarar.)

Gelip baktýklarýnda, gördüler biri ölmüþ.
Baþý da, bir delikten yer içine gömülmüþ.

Baþýný, o delikten çýkardýlar ve lakin,
Yüzü, tam köpek gibi olmuþtu o kâfirin.

Bunu gören insanlar, bildiler ki pekala,
Bu zatý üzenlere, geliyor büyük bela.

Sonra da, bu veliye çok muhabbet edenler,
Kabrine, mükemmel bir türbe inþa ettiler.

Orada senede bir, vefat yýl dönümünde,
Ýnsanlar toplanýr ve okurlardý o günde.

Onun büyüklüðünü ve kerametlerini,
Okuyup, anarlardý o eski günlerini.

Yine bir defasýnda, bu zatýn türbesine,
Binlerce insan geldi onun ziyaretine.

Okunduðu esnada güzel menkýbeleri,
Ýtirazda bulundu onlara kalben biri.

Vakta ki o itiraz geldi onun kalbine,
O anda, yakalandý bir cüzzam illetine.

Ve pek fena kokmaya baþladý a’zalarý,
Buna, þahit oldular onlardan bazýlarý.

Hatasýný anlayýp, tövbe etti içinden.
Bir anda halas oldu bu cüzzam illetinden.

Alaaddin Sabir’i halbuki cenâb-ý Hak,
Göndermiþti o yere, büyük rahmet olarak.

Lakin çekemeyenler, bilmediler kadrini.
Cahil olduklarýndan, incittiler kalbini.

Söz ve hareketlerle ona eza ettiler.
Ve hatta dergahýný yýkmaya yeltendiler.

Bir zalim, askeriyle, o dergahý yýkmaða,
Gelerek, yakýnýnda baþladý hazýrlýða.

Ertesi gün askere, verdiyse de (Yýk!) emri,
Lakin birden kör oldu askerinin gözleri.

Hatasýný anlayýp, vazgeçti bu fikrinden.
Gelip, özür diledi Hakk’ýn bu velisinden.

Açýldý tam o anda gözleri askerinin.
Ve birer talebesi oldular bu velinin.


Evliyaya düþmanlýk

Hindistan’da bir zaman, Ganj Nehri üzerine,
Bir kanal yapýlmasý düþünülmüþtü yine.

Ýstiþare edilip, verildi buna karar.
Ve bunu yapmak için, baþladý hazýrlýklar.

Kanal, plana göre dergahtan geçiyordu.
Bunun için, dergahý yýkmak gerekiyordu.

Müslümanlar bu iþe, hiç razý olmadýlar.
Ve lakin bu karara mani olamadýlar.

Ýngiliz mühendise verilmiþti inþaat.
Ve maalesef baþlayýp, devam etti icraat.

Çadýr kurdu mühendis o yerin yakýnýna.
Bir gün kalmýþ idi ki, dergahýn yýkýmýna,

O gece, yataðýna yatmýþ idi o, lakin,
Çok feci vaziyette uyandý sabahleyin,

Zira o, kendisini çadýrda, bir direkte,
Baþ aþaðý bulmuþtu, baðlý bir vaziyette.

Hiç giren olmamýþtý halbuki çadýrýna.
Yardýmcýlarý gelip, toplandýlar yanýna.

Çözdüler mühendisin ayaðýný, elini.
Hemen tahmin ettiler bu iþin sebebini.

Dediler: (Bu dergahýn sahibi evliyadýr.
Hak teâlâ indinde, çok itibarý vardýr.

Siz, hemen vazgeçin ki bu dergahý yýkmaktan,
Çünkü bu, bir ikazdýr size o veli zattan.)

O dahi kabul edip, düzeltti planýný.
Yýkmadý bu mübarek velinin dergahýný.

Zira kim zarar vermek isterse bu zatlara,
Muhakkak piþman olup, kendi uðrar zarara.

Bir gün de, bir ingiliz, yanýnda adamlarý,
Birlikte gelmiþlerdi gezmek için Kalyar’ý.

Alaaddin Sabir’in kabrini gören bu zat,
Ayakkabýlarýyla girecekti ki, fakat,

Türbenin bakýcýsý, mani olup þiddetle,
Býrakmadý, içeri girsin bu vaziyette.

Dedi: (Pabucunuzu çýkarýp öyle girin.
Zira bu girdiðiniz, kabridir bir velinin.

Bu zata öyle kýymet verir ki cenâb-ý Hak,
Saygýsýzlýk yapanlar, ceza görür muhakkak.)

O ingiliz subayý, pek fazla sinirlendi.
Kýrbacýný kaldýrýp, ona vurmak istedi.

Tam vuracak idi ki kabrin hizmetçisine,
O esnada bir aðrý saplandý midesine.

Kamçýsýný düþürüp, midesini tutarak,
Baþladý kývranmaya gayet feci olarak.

Midesinin aðrýsý, gittikçe artýyordu.
Hemen adamlarýna, (Bu nedir?) diye sordu.

Dediler ki: (Burasý, Alaaddin-i Sabir,
Adýnda çok yüksek bir evliyanýn kabridir.

Hizmetçi, bu hususta eyledi sizi ikaz.
Lakin siz dinlemeyip, eylediniz itiraz.

Siz, bu veli kabrine saygýsýzlýk yaptýnýz.
Bu yüzden, bu belaya birden yakalandýnýz.

Siz bu halden piþmanlýk duyun ki bu arada,
Çýksýn midenizdeki o þiddetli aðrý da.)

Ve lakin o ingiliz, yine piþman olmayýp,
Dedi ki: (Uzaklara götürün beni alýp.)

Ýngiliz subayýný, oradan götürdüler.
Ve lakin yarý yolda öldüðünü gördüler.

www.gonulsultanlari.com