Ali bin Heyti var ki,evliyadan biridir.
Yýllarca insanlarý, gafletten etti tenvir.
Henüz yedi yaþýnda, açýldý kalb gözleri.
Hem de pek tesirliydi nasihat ve sözleri.
Ýnsanlar, sohbetinde bulurdu çok menfaat.
Yüzyirmi yaþlarýnda, Irak’ta etti vefat.
Bu zat, Ebül Vefa’nýn en baþ talebesiydi.
Onun en çok sevdiði, kýymetli gözdesiydi.
Ali bin Heyti idi, o devrin kutbu hatta.
Her þey, onun feyziyle gelirdi mahlukata.
Yani her bir canlýya rýzýk gönderilmesi,
Dertlerin, belalarýn hemen giderilmesi,
Bilcümle hastalarýn þifa bulmasý bile,
Olurdu, o zamanlar, onun vasýtasiyle.
(Kutb-u aktab), lazýmdýr her devirde muntazam.
Çünkü âlem, onunla bulur ahenk ve nizam.
Biri ölse, yerine, getirilir baþkasý.
Çünkü onsuz, âlemin, olmaz nizam bulmasý.
Seyyid Abdülkadir-i Geylani de, onu hep,
Över ve gösterirdi saygý, hürmet ve edep.
Hatta buyururdu ki: (Bilcümle evliyalar,
Bizim sohbetimizden, feyiz ve nur aldýlar.
Biz de, onun feyzinden istifade ederiz.
Çünkü ondan, herkese, yayýlýr nur ve feyiz.)
O da, Gavs-ý a’zama pek çok hürmet ederdi.
Ona gidecek olsa, muhakkak guslederdi.
Talebesine dahi emrederdi bunu hep.
Derdi ki: (Gösteriniz, ona çok saygý, edep.
Hatta kalbinizi de, her kirden pâk ediniz.
Sultanýn huzuruna gidiyoruz zira biz.)
Kapýsýnda bekler ve girmezdi (Gir!) demeden.
Ve tir tir titrer idi, içeriye girmeden.
O, buyurur idi ki: (Ne için titriyorsun?
Sen, Irak beldesinin asayiþ memurusun.)
Hep derdi ki: (Ölüme hazýr ise birisi,
Ölünce, onun kabri olur Cennet bahçesi.
Kim de mevti yadýna getirmiyorsa zinhar,
Cehennemden bir çukur olur ona o mezar.
Ey insan, biri sana ne mübareksin dese.
Baþkasý da, bilakis tam aksini söylese.
Birinci söz, daha çok gidiyorsa hoþuna,
Sen, kötü bir kiþisin, al aklýný baþýna.
Çünkü iyi bir insan, iyi bilmez kendini.
Kusurlu, bozuk görür hatta her amelini.
Aynaya baktýðýnda, iðrenir kendisinden.
Küçük görür kendini, müminlerin hepsinden.
Kötü olan kul ise, iyi görür kendini.
Günahýna aldýrmaz, beðenir amelini.
Bir kimse onu övüp, eylese çok iltifat,
Sevinir, memnun olur, bilir onu hakikat.) |