Vakti ile (Þeyh Sadi) adýnda bir Müslüman,
Duydu ki, falan yerde bir evliya var þu an.
Behaeddin Buhari diyorlar kendisine.
Gidip girmek istedi, o zatýn hizmetine.
Bu niyetle gitti ve dedi ki: (Ey efendim!
Sizi ben, ziyarette geciktim, hata ettim.
Zira yeni iþittim, ism-i þerifinizi.
Bu sebepten ne olur, affedin bendenizi.)
O, hemen þaka ile buyurdu ki: (Ama biz,
Öyle hemen kolayca, özür kabul etmeyiz.
Evinde sakladýðýn kýrk altýn var ya senin,
Ýþte o altýnlarý, alýp getirmelisin.)
Adam, (Peki) dedi ve gitti memleketine.
Kýrk altýný alarak, oraya döndü yine.
Götürüp arz eyledi, o zata altýnlarý.
Çok merak ederdi ki, ne yapacak onlarý?
O kýrk altýn içinden, tek bir tane alarak,
Kalaný, kendisine tekrardan uzatarak,
Buyurdu ki: (Bunlarla, ziraat yap sen yine.
Daðýt o mahsulü de, þehrin fakirlerine.)
Sonra, o bir altýný, elinde göstererek,
Buyurdu ki: (Bu sana, haramdan gelse gerek.)
Ertesi gün, dostlarý sordular o kiþiye:
(Sahi sen, o altýný nerden almýþtýn?) diye.
Dedi ki: (Doðru yolu, ben henüz bilmez iken,
Kumardan kazanmýþtým onu ben çok eskiden.)
Bir de Emir Hüseyin diye bir talebesi,
Vardý ki, þu vakayý anlatýyor kendisi:
Ben, Kasr-ý arifanda çiftçilik yapar idim.
Lakin Müslümanlýkla, yok idi fazla ilgim.
Tam cehalet içinde geçirirdim bir hayat.
Yiyip içip yatmaktan, alýrdým sadece tat.
Behaeddin Buhari giderken namazlara,
Beni görüp, tebessüm ederdi ara ara.
Bir gece de, rüyamda gördüm bu evliyayý.
Yaklaþýp verdi bana, elindeki aynayý.
Bakýp gördüm aynada, kendi suretimi ben.
Ve lakin çok çirkindim, ben iðrendim kendimden.
Ertesi gün, evime gelip sordu þöylece:
(Rüyanda o aynayý, kim verdi sana gece?)
(O, sizdiniz) deyince, buyurdu: (Peki niçin,
Yüzünü, o aynada gördün iðrenç ve çirkin?)
(Bilmiyorum efendim) diye ben edince arz,
Buyurdu ki: (Ne için kýlmýyorsun sen namaz?
Namaz kýlýp, yapsaydýn, eðer ibadetini,
Aynada, gayet güzel görürdün suretini.)
O günden itibaren, baþladým ibadete.
Onun himmeti ile, erdim büyük devlete.
|