Behaeddin Buhari, bir gün çýktý evinden.
Teþrif etti bir eve, kendi sevdiklerinden.
O, (Þeyh Hüsrev) adýnda biriydi garip, fakir.
Sevinip bu veliyi etti evde misafir.
Köylülerden biri de, iþitti ki nihayet,
O köye, bir evliya gelmiþ ehl-i keramet.
Hakikaten keramet sahibi midir diye,
Bir torba armut alýp, götürdü o veliye.
Düþündü ki: Birine, koyayým bir iþaret.
Bulup da bana versin, veli ise o þayet
Lakin o bilmezdi ki, böyle yüksek evliya,
Yanýnda, avuç içi gibidir bütün dünya.
Behaeddin Buhari, dinin emirlerinden,
Bahsediyor idi ki, sohbeti kesti birden.
Buyurdu ki: (Ey Hüsrev, biri var dýþarýda.
Elinde armut ile, gelmiþ durur kapýda.)
Gidip açtý kapýyý, baktý ki, köyden biri.
Elinde bir tas armut, buyur etti içeri.
O da, o armutlarý, getirip eyledi arz.
Ve dedi: (Kusuruma bakmayýn, zira çok az.)
O büyük zat, onlarý verip ev sahibine,
Buyurdu: (Büyük kaba, boþalt da getir yine.)
Getirince, onlardan bir armut alýp derhal,
O köylüye uzatýp, buyurdu: (Bunu sen al.)
Geriye kalanlarý, verip ev sahibine,
Buyurdu ki: (Sen daðýt, bunu misafirine.)
Sonra da, o köylüye sordu ki þöyle aynen:
(Bunlarý getirmekte, ne idi senin gayen?)
O, mahcup vaziyette dedi ki: (Gerçek bu ya,
Ýþittim ki, bu eve bir zat gelmiþ evliya.
Ýmtihan etmek için, bir miktar armut aldým.
Birine, bir iþaret koyup dibe sakladým.
Düþündüm ki: O kiþi, hakiki veli ise,
Ýþaretli armudu, bulur da verir bize.)
Buyurdu ki: (Öyleyse, bak sendeki armuda.
Senin gizli koyduðun iþaret var mý onda?)
O köylü baktýðýnda, mahcup olup dedi ki:
(Evet, o iþaretli armuttur elimdeki.)
Buyurdu ki: (Allah’ýn bir evliya kulunu,
Ýmtihana kalkýþmak, uygun deðil, bil bunu.
Zira o veli kullar, çok yakýndýr Allah’a.
Denemek caiz olmaz, böyle yapma bir daha.
Ýþaretli armudu bulup da vermeseydik,
Bizden hiç istifaden olmazdý bir zerrecik.
Mahrum kalmaman için, bulup verdik biz onu.
Bu gaye olmasaydý, yapmazdýk asla bunu.)
Köylü, mahcup bir halde dedi ki: (Üzdüm sizi.
Piþmaným yaptýðýma, affedin bendenizi.)
|