Gönül Sultanları.com >  Eshâb-ý Kirâm > Görülmemiþ hakaret
Görülmemiþ hakaret
Resulullah, bi’setin evvelki yýllarýnda,
Bir gün namaz kýlarken Beytullahýn yanýnda,

Kureyþ kâfirlerinin ileri gelenleri,
Gidip, Kâbe yanýnda oturdular her biri.

Bir deve iþkembesi gördüler o arada.
Bir gün önce kesilmiþ, duruyordu orada.

O alçak Ebu Cehil, dedi ki: (Arkadaþlar!
Bakýn, þu ilerde bir deve iþkembesi var.

Ýçinizden hanginiz onu alýp eline,
Koyar, O secdedeyken sýrtýnýn üzerine?)

Onlarýn en zalimi ve en bedbahtý olan,
Ukbe bin ebi Muayt ayaða kalktý o an.

(Ben yaparým!) diyerek, aldý o iþkembeyi.
O an, Resulullah da yapýyordu secdeyi.

Yavaþ yavaþ yaklaþýp Allah’ýn Resulüne,
Koydu o iþkembeyi omuzlarý üstüne.

Müþrikler, katýlarak çok fazla gülüþtüler.
Öyle ki, birbirleri üzerine düþtüler.

Allah’ýn Sevgilisi üzüldü fevkalade.
Secdeyi uzatarak, biraz kaldý o halde.

Abdullah ibni Mesud vardý ki sahabeden,
O da, bu hadiseyi görmüþ idi ilerden.

O þöyle anlatýr ki: Ben onu gördüðüm an,
Öyle çok üzüldüm ki, beynime sýçradý kan.

Lakin ben kimsesizdim, çok da zayýf idim hem.
Ve beni koruyacak yoktu kavmim, kabilem.

Yardým edemediðim için üzülüyordum.
Çaresizlik içinde, kývranýp duruyordum.

Bir þey yapamamanýn ezikliði içinde,
Yanýp kavruluyordum nedamet ateþinde.

O an kýzý Fatýma, seðirtip geldi hemen.
Alýp attý o þeyi Resulün üzerinden.

Âlemlerin Sultaný, o Allah’ýn Habibi,
Doðruldu o secdeden bir þey olmamýþ gibi.

Sonra buyurdular ki çok üzülüp bu hale:
(Ya Rabbi, ben bunlarý sana ettim havale!)

Hatta o kâfirlerin, sayýp tek tek ismini,
Ona havale etti o küffârýn hepsini.

Onlar, bu bedduayý iþitip çok korktular.
Ve hatta o korkudan gülmeyi unuttular.

Çünkü bilirlerdi ki, Beytullahta yapýlan,
Hele Onun duasý, kabul olurdu o an.

O gün Resulullahýn, ismini söylediði,
Ebu Cehil ve öbür kâfirlerin herbiri,

Bedir’de öldürülüp, yerlere serildiler.
Ve sýcakta kokuþup, leþ haline geldiler.

Daha sonra o leþler, hepsi ardý ardýna,
Sürüklenip atýldý Bedir çukurlarýna.



Bu ümmetin firavunu

Muaz, Afra hatunun iki oðlundan biri.
Gayesi, öldürmekti Bedir’de Ebu Cehl’i.

Bir ok gibi fýrlayýp, yaklaþtý o kâfire.
Kýlýcýný çekerek, saldýrdý birdenbire.

O sýrada Muaz’ýn biraderi Muavvez,
Kardeþine, yardýma yetiþti görür görmez.

Birer þahin misali, engelleri aþtýlar.
Bir anda, Ebu Cehl’in yanýna yaklaþtýlar.

Üzerine çullanýp, kýlýç ile habire,
Cansýz düþene kadar, vurdular o kâfire.

O ara Resulullah buyurdu ki Eshaba:
(Ebu Cehil ne oldu, bilen var mý acaba?)

Gidip aradýysa da Eshabdan bir çok zevat,
Müþriki, cenk yerinde bulamadýlar fakat.

Abdullah bin Mesud da, onun ne olduðunu,
Öðrenmeye gitti ve yaralý buldu onu.

(Ebu Cehil sen misin?) diyerek sordu ona.
Sonra, bir ayaðýný bastý habis boynuna.

Sakalýndan çekerek, eyledi þöyle tahkir:
(Ey Allah’ýn düþmaný, oldun mu hor ve hakir?)

Ebu Cehil, cevaben dedi ki: (Sen ne dersin?
Niçin hakir olayým, Allah seni hor etsin.

Sen ey koyun çobaný, pek sarptýr çýktýðýn yer.
Sen bana haber ver ki, kimdedir bugün zafer?)

Ýbni Mesud dedi ki: (Bugün muzafferiyet,
Allah ve Resulünün tarafýndadýr elbet.)

Baþýndan çýkarýrken habisin miðferini,
Dedi: (Ey Ebu Cehil, öldüreceðim seni!)

Ebu Cehil, cevaben dedi ki: (Þu bir gerçek.
Senin beni öldürmen, bana çok güç gelecek.

Hiç olmazsa boynumu, þu göðsüme yakýn kes.
Ki, ölünce, baþýmý heybetli görsün herkes.)

Gösterdi ölürken de kibir ve gururunu.
Ýbni Mesud tutarak o habisin boynunu,

Kesmek istediyse de baþýný o kâfirin,
Kendi kýlýcý ile kesemedi ve lakin.

Sonra Ebu Cehil’in kýlýcýný alarak,
Onun kýlýcý ile, baþýný kesti ancak.

Sonra getirdi onu, o Serverin önüne.
Ve þöyle arz eyledi Allah’ýn Resulüne:

(Anam babam fedadýr sana ya Resulallah!
Bu baþ, Allah düþmaný Ebu Cehl'indir vallah.)

Peygamber efendimiz, buna çok sevindiler.
Eshabla, ölüsünün yakýnýna gittiler.

Buyurdu ki: (Allah’a hamdolsun ki ey kâfir!
O, seni kýldý bugün böyle zelil ve hakir.

Ey Allah’ýn düþmaný, þu gerçek ki esasen,
Elbette bu ümmetin firavunu idin sen.)


www.gonulsultanlari.com