Gönül Sultanları.com >  Eshâb-ý Kirâm > Güler yüz, tatlý dil
Güler yüz, tatlý dil
Dini öðretmek için Medineli müminler,
Hazret-i Peygamberden muallim istediler.

Ýþte bu maksat ile Allah’ýn Peygamberi,
Gönderdi Medine’ye Mus’ab ibni Umeyr’i.

O, bir evi kendine, edinip bir merkez üs,
Ýslam’ý yaymak için çalýþtý gece gündüz.

Müsait kimseleri o eve getirerek,
Ýslam’ý bildirirdi, güler yüz göstererek.

Bir reisi vardý ki, o zaman kabilenin,
Ýman ile müþerref olmamýþtý o hemin.

Bu, Sa’d bin Muaz ki, vakýf oldu bu iþe.
Mani olmak istedi bu hayýrlý gidiþe.

Lakin ev sahibiyle akraba olduðundan,
Bir þey diyemiyordu kendisine doðrudan.

Bu maksatla dedi ki Üseyyid bin Hudayr’e:
(Mani ol git þu evde, Mus’ab bin Umeyr’e.

Mekke’den, þehrimize ne için gelmiþ o zat?
Onu görüp, haline vakýf ol gidip bizzat.)

Üseyyid, mýzraðýný alarak çýktý evden.
Mus’abýn bulunduðu o eve vardý hemen.

Konuþmaya baþladý girer girmez hiddetle.
Dedi ki: (Niçin geldin buraya, ne niyetle?

Yalan þeyler söyleyip, halký aldatýyorsun.
Bilinmeyen bir dine onlarý sokuyorsun.

Olmak istemiyorsan eðer ki hayatýndan,
Acele ayrýlýp git bizim vatanýmýzdan.)

Mus’ab, yumuþaklýkla eyledi ki þöyle arz:
(Safa geldin, hele gel, þuraya otur biraz.

Önce bizi dinleyip, vakýf ol gayemize.
Beðenirsen kabul et, mani ol yoksa bize.)

Onun bu nazikane ve yumuþak halini,
Görmek, yumuþatmýþtý Üseyyid’in kalbini.

(Doðru söyledin) deyip, mýzraðýný bu kere,
Saplayarak oturdu gösterdiði bir yere.

Mus’ab, güler yüz ile onunla sohbet etti.
Anlattý tatlý tatlý ona Ýslamiyet’i.

Kur’an-ý kerim’den de okudu birkaç âyet.
Üseyyid dinleyince, duygulandý begayet.

Bunlar ne güzel þeyler dedi kendi kendine.
Sordu: (Ne yapmak lazým girmek için bu dine?)

Mus’abýn dediðini o da tekrar ederek,
Ýman etti orada, þehadet getirerek.

Ve dedi ki: (Bu yerde, var ki Sa’d bin Muaz,
O iman eder ise, iman eder cümle nas.)

Sonra huzur içinde, ayrýlarak o evden,
Sa’d ibni Muaz’ýn yanýna geldi hemen.


Sürur senesi

Üseyyid’e sordu ki Sa’d bin Muaz hemen:
(O Mekkeli adamý kovdun mu o haneden?)

Cevabýnda dedi ki: (Gittim onun yanýna.
Sözlerini dinleyip, çok hayran oldum ona.

Bana, öyle hoþ þeyler okudu ki ya Sa’d!
Onlarýn tesiriyle bir hoþ oldum o saat.)

Sa’d kalktý hýþýmla, vardý hemen o eve.
Girerek, çok hiddetle baþladý söylenmeye.

Ve hazret-i Mus’aba dedi ki: (Sen bana bak!
Bu diyardan çekil git, yoksa fena olacak.)

Lakin Mus’ab bin Umeyr, onu, güler yüz ile,
Karþýlayýp dedi ki: (Sakin ol, otur hele.)

Gayet nazik olarak dedi: (Ey ibni Muaz!
Ýstersen gayemizi eyleyeyim sana arz.

Sözlerimiz hoþuna gider ise, ne a’la.
Aksi halde bu yeri terk ederiz pekala.)

Bu yumuþacýk sözler, onu sakinleþtirdi.
Dedi: (Ne okuyorsan bana da oku haydi.)

Mus’ab, Ýslamiyet’i anlattý ona önce.
Sa’d çok duygulandý Mus’abý dinleyince.

Kalbinde, tatlý tatlý bir þeyler oluyordu.
Sanki temiz bir þeyle kalbi yýkanýyordu.

Sonra Kur’an okudu Mus’ab tatlý sesiyle.
Kendinden geçiyordu o, bunun tesiriyle.

Okumasý bitince, dedi ki ona ilkin:
(Ne yapmam gerekiyor imana gelmek için?)

Kelime-i tevhidi öðrendi sevinerek.
O da iman eyledi þehadet söyleyerek.

Sonra koþtu evine ve aldý abdestini.
Topladý etrafýna cümle kabilesini.

Üseyyid bin Hudayr’ý dahi alýp yanýna,
Þöyle hitab eyledi Eþhel oðullarýna:

(Nasýl biliyorsunuz siz beni ey insanlar?)
Onlar, hep bir aðýzdan þöyle cevapladýlar:

Dediler: (Elbette sen, bizim reisimizsin.
Canýmýzý istesen, veririz senin için.

Bize, ne emredersen getiririz yerine,
Sana mutlak tâbiyiz, muntazýrýz emrine.)

Dedi ki: (Öyle ise, olsun ki haberiniz,
Ben þimdi Müslümaným, siz de iman ediniz.)

O böyle söyleyince, bilcümle kabilesi,
Hiç itiraz etmeden, imana geldi hepsi.

Kýrdýlar putlarýný, hem kendi elleriyle.
Çýnladý yer gök o gün, hep tekbir sesleriyle.

Bu hadiseden sonra, cümle Medineliler,
Evs ve Hazrec, tamamen hep imana geldiler.

Buna, Resulullah da pek çok sevindiðinden,
(Sürur senesi) dendi bu seneye bu yüzden.

www.gonulsultanlari.com