Lityanoðullarýnýn hilesine uðrayan,
Sahabeden sekizi, þehid oldular o an.
Hubeyb bin Adiy ile, bir de Zeyd bin Desinne,
Ýkisi esir düþtü müþriklerin eline.
Resulullah, onlarý, dini öðretmek için,
Lityanoðullarýna göndermiþti ve lakin,
Ýhanet eylediler kâfirler pusu kurup.
Saldýrdýlar bunlara, kalabalýk bir gurup.
Ýkiyüz kiþi olup, hepsi okçu idiler.
Müminlere seslenip, (Teslim olun!) dediler.
On sahabi dedi ki: (Hiç teslim olmayýz biz.
Gelin de dövüþelim varsa cesaretiniz.)
Aslan gibi dövüþüp, þehid oldu sekizi.
Nihayet esir düþtü geri kalan ikisi.
Mekke’ye götürdüler bunlarý o hainler.
Çok sevindi bu iþe, Mekke’deki kâfirler.
Ýntikam hýrsý ile, yanýyorlardý zira.
Hepsi diþ biliyordu bütün Müslümanlara.
Bedir ile Uhud’da, yakýn akrabalarý,
Ölenler, fýrsat bilip satýn aldý onlarý.
Maksat, bu ikisini öldürüp bir an önce,
O intikamlarýný almak idi böylece.
Lakin haram aylarda bulunuyorlardý tam.
O aylarda savaþmaz, öldürmezlerdi adam.
Bekleyip, haram aylar tamamen geçsin diye.
Hapsettiler onlarý, ayrý birer hücreye.
Nihayet günler geçti ve çýktý haram aylar.
O iki sahabiyi hücrelerden aldýlar.
Ve iki daraðacý kurdular bir meydanda.
Müþrikler, seyir için toplandýlar o anda.
Hubeyb’i asarlarken, dedi ki: (Durun biraz.
Önce eda edeyim iki rekat bir namaz.)
Daha sonra baðlayýp, onu daraðacýna,
Dediler: (Dön dininden, kýyma tatlý canýna.)
Buyurdu ki: (Vallahi asla dönmem dinimden.
Dünyayý verseniz de, vazgeçmem bu fikrimden.)
Dediler ki: (Ey Hubeyb, cevap ver þu suale.
Seni, Peygamberiniz sokmadý mý bu hale?
Þimdi senin yerinde, O olsa idi eðer,
Daha iyi olurdu deðil mi, bir cevap ver.
Eðer ki evet dersen, ölümden kurtulursun.
Ve þimdi eve gider, rahatça oturursun.)
Buyurdu: (Ben, deðil ki Onun asýlmasýný,
Ýstemem ayaðýna bir diken batmasýný.
Razý olmam zerrece bir zarar gelsin Ona.
Yüzbin caným olsa da, feda olsun yoluna.
Korkmam Onun uðrunda iþkenceden, ölümden.
Muradým þehidliktir zira can-ü gönülden.)
Bana selam getirdi
Hubeyb, daraðacýnda sýký baðlanmýþ iken,
Gözlerini kapayýp, þöyle dedi içinden:
(Benden selam ulaþtýr ya Rabbi Resulüne.
Bana bu yapýlaný, göster Onun gözüne.)
O böyle dediðinde, o sýra Fahr-i cihan,
Eshabiyle bir yerde oturuyordu o an.
Zeyd bin Harise der ki: Resulullah ile biz,
Eshaptan birkaç kiþi, oturuyorduk sessiz.
Bir ara, sanki biri selam verdi gaibden.
(Aleyküm selam!) dedi Resulullah aniden.
Lakin biz göremedik selam veren kiþiyi.
Hemen Resulullahtan sual ettik bu iþi.
Buyurdu ki: (Cebrail, biraz önce Mekke’den,
Bana selam getirdi kardeþimiz Hubeyb’den.)
O ara baðýrdý ki, kâfirlerden birisi,
(Ýþte bu öldürmüþtür baba ve annenizi.
Onlarýn öclerini varsa almak isteyen,
Fýrlatsýn mýzraðýný üstüne bunun hemen.)
O öyle baðýrýnca, bir anda birçok mýzrak,
Hubeyb’in vücuduna saplandýlar uçarak.
Yüzü, baþka tarafa doðru çevrili iken,
Hemen kendi kendine Kâbe’ye döndü birden.
Saplanýnca mýzraklar ard arda bedenine,
Halini, zerre kadar deðiþtirmedi yine.
Diyordu: (Bütün bunlar, Allah içindir ki hep,
Bu yüzden gam ve elem çekmeye yoktur sebep.)
Sonra bir nazar edip, kâfirlere aniden,
Dedi ki: (Ya ilahi, kahreyle bunlarý sen!)
Onlar bu bedduayý iþitince Hubeyb’den,
Korkarak, herbirisi kaçýþtýlar o yerden.
Vücudundan sel gibi akarken kanlarý hep,
(La ilahe illallah) diyordu yalnýz Hubeyb.
Vererek bu þekilde en son nefeslerini,
Ýçti masum olarak þehadet þerbetini.
Kýrk gün, daraðacýnda cesedi kaldý, lakin,
Kokmadý, çürümedi taze kan aktý her gün.
Emretti Resulullah Mikdad ile Zübeyr’e:
(Onun cenazesini alýn da gelin!) diye.
Bu aslanlar, Mekke’ye girdiler geceleyin.
Cesedini oradan indirdiler Hubeyb’in.
Deveye yükleyerek, Medine’ye dönerken,
Müþrikler, önlerini kestiler gelip birden.
Onlar da, cenazeyi yere koyup o ara,
Mukabele ettiler o karþý koyanlara.
Onlar, kâfirler ile mücadele ederken,
Yer yarýlýp, cesedi içine aldý hemen.
Hazret-i Mikdad ile Zübeyr bunu gördüler.
Gönül rahatlýðýyle Medine’ye döndüler.
|