Þanlý Ýslam ordusu Bedir’e vardýðýnda,
Hep birlikte tekbirler getirdiler anýnda.
Baþlamak üzereydi savaþa iki ordu.
Heyecan, son haddine gelmiþ bulunuyordu.
Lakin þöyle bir âdet var idi ki o zaman,
Harb edecek ordular, henüz karþýlaþmadan,
Önce, iki taraftan yiðitler çýkýyordu.
Karþýlýklý olarak, bunlar çarpýþýyordu.
Bu ilk çarpýþmalarla, taraflar, yavaþ yavaþ,
Harbe ýsýnýrlardý olmadan henüz savaþ.
Müþriklerden birisi, çiðneyip bu âdeti,
Bir ok atýp, eshabdan birini þehid etti.
Bu hareket, güç geldi sahabe-i kirama.
Ýçleri volkan gibi baþladý kaynamaya.
O sýrada üç kâfir, ileriye çýktýlar.
Üçü de, en azýlý Ýslam düþmanýydýlar.
Bunlar, Utbe ve Þeybe iki birader idi.
Üçüncüsü, Utbe’nin oðlu olan Velid’di.
Bunlar, mücahidlere þöyle nida ettiler:
(Bizimle çarpýþacak içinizde var mý er?)
Mücahidlerden Ebu Huzeyfe hazretleri,
Kýlýcýný sýyýrýp, hemen çýktý ileri.
Utbe, babasý idi hem de bu sahabinin.
Fýrladý babasýyla çarpýþma yapmak için.
Ve lakin Resulullah, ona mani oldular.
(Dur ya Eba Huzeyfe, sen gitme!) buyurdular.
Sonra Afra hatunun iki oðlu, beraber,
Muaz ile Muavvez adlý iki birader,
Ýleriye çýktýlar, onlarla çarpýþmaya.
Bir de çýktý ileri Abdullah bin Revaha.
Müþrikler, (Siz kimsiniz?) diye sual ettiler.
Onlar, (Biz Medineli müminleriz) dediler.
Müþrikler seslendi ki: (Sizinle yok iþimiz.
Biz, kendi kavmimizden insanlarý isteriz.
Ya Muhammed, sen bize, kavmimizden bize denk,
Bahadýrlar gönder ki, onlarla edelim cenk.)
O zaman Resulullah, üç yiðit sahabiye,
Dua edip emretti: (Geriye dönün!) diye.
Sonra da Eshabýný süzerek ayrý ayrý,
Buyurdu ki: (Kalkýnýz ey Haþimoðullarý!
Allah’ýn bu dinini söndürmek için gelen,
Þu müþriklere karþý, çarpýþýn çekinmeden.)
Sonra, isimleriyle çaðýrdýlar tek be tek:
(Kalk ya Ali, ya Hamza, ya Ubeyde!) diyerek.
Resulün emri ile, bu üç büyük sahabi,
Çýktýlar ileriye, hemen aslanlar gibi.
Kýlýçlarý sýyýrýp, hemen ilerlediler.
Üç azýlý kâfirin karþýsýna geçtiler.
|