Gönül Sultanları.com >  Eshâb-ý Kirâm > Ya Mus’ab, ileri!
Ya Mus’ab, ileri!
Müþriklerden dört kiþi, Allah’ýn Resulünü,
Öldürmek hususunda ahdetti Uhud günü.

Peygamber-i ziþânýn etrafýnda, eshabdan,
Sadece birkaç kiþi bulunurdu o zaman.

Önünde, sancaktarý Mus’ab bin Umeyr vardý.
Resulün beyaz renkli sancaðýný tutardý.

Ayrýca, üzerine giyindiði zýrhlardan,
Mus’ab, Resulullaha çok benzerdi o zaman.

Sað eliyle, mübarek sancaðý tutuyordu.
Sol eliyle, düþmana kýlýç savuruyordu.

Ýbni Kami'a adlý bir müþrik de, o ara,
Geldi atlý olarak, hem bürünmüþ zýrhlara.

Maksadý, öldürmekti Server-i kainatý.
Bu yüzden Ona doðru süratle sürdü atý.

Hazret-i Mus’ab ile Nesibe Hatun, o an,
Korurlardý Resulü onun hücumlarýndan.

Kýlýçlarýný çekip, saldýrdýlar kâfire.
Ýkisi iki yandan kýlýç vurdu habire.

Lakin zýrhtan ötürü, hiç tesir etmiyordu.
Kâfir, Resulullahý öldürmek istiyordu.

Hazret-i Nesibe’ye bir kýlýç vurdu birden.
Omuzu parçalandý o darbe tesirinden.

Yürüdü daha sonra Mus’abýn üzerine.
Ýndirdi kýlýcýný sancak tutan eline.

Eli kopup, sancaðý öbür eline aldý.
Yine Ýslam sancaðý, havada dalgalandý.

Lakin Ýbni Kami'a, saldýrýp ona yine,
Kýlýcýný, bu sefer indirdi sol eline.

Her iki eli dahi kesilmiþti Mus’abýn.
Yine de düþürmedi sancaðýný Ýslam’ýn.

Kâfir, mýzrak sapladý Mus’aba bu sefer de.
O zaman yere düþüp, þehid oldu o yerde.

Mus’abýn suretine girip hemen bir melek,
Yükseltti o sancaðý yere düþürmeyerek.

Onu böyle görünce Allah’ýn Peygamberi,
Buyurdu ki: (Ya Mus’ab, yürü daha ileri!)

Melek, Resulullaha arz etti ki cevaben:
(Ey Allah’ýn Resulü, o Mus’ab deðilim ben.)

O böyle arz edince Resul-i kibriyaya,
Resul verdi sancaðý Aliyyül Mürteza’ya.

Mus’ab, Resulullaha fazla benzediðinden,
Onu öldürdüðünü zannetti kâfir birden.

Acele müþriklerin arasýna giderek,
(Muhammed’i öldürdüm!) dedi böbürlenerek.

Kâfirler, bu habere pek sevinip, þaþtýlar.
Bu sevinçle kudurup, daha azgýnlaþtýlar.

Hadisenin aslýný bilmeyen müminler de,
Düþtüler çok büyük bir üzüntüye ve derde.


Ne mutlu onlara!

Resulullah, Uhud’da, savaþý müteakip,
Þehid olan eshaba, oldular çok muzdarip.

Hepsini, eshabiyle gezdiler birer birer.
Ve Mus’ab bin Umeyr’in baþ ucuna geldiler.

Bu zat, sancaktarýydý Allah’ýn Resulünün.
Büyük kahramanlýklar göstermiþti hep o gün.

En son þehid olmuþ ve kesilmiþti elleri.
Yaralar içindeydi vücudunun her yeri.

Kan gölü halindeydi etrafý bu þehidin.
Üzüldü Resulullah onun bu hali için.

Bir âyet-i kerime okudu sonra hemen.
Þöyle buyuruyordu Hak teâlâ mealen:

(Öyle yiðit müminler vardýr ki, bugün onlar,
Allah’a verdikleri sözde sabit durdular.

Onlardan bazýlarý, Hak teâlâ yolunda,
Kahramanca çarpýþýp, þehid oldu sonunda.

Bazýsý da çarpýþýp, þehidlik bekliyorlar.
Verdikleri o sözü deðiþtirmedi onlar.)

Peygamber efendimiz, þehidlere hitaben,
Sonra buyurdular ki: (Þahidim ki þuna ben,

Siz, kýyamet gününde uyanýnca, muhakkak,
Haþr olunacaksýnýz yine þehid olarak.)

Sonra da, eshabýna buyurdu ki: (Þimdi siz,
Bu aziz þehidlere gelip selam veriniz.

Yemin ediyorum ki, onlar da kýyamette,
Cevap vereceklerdir bu selama elbette.)

Mus’ab bin Umeyr için, kefenlik aradýlar.
Lakin onu örtecek bir þey bulamadýlar.

Gerçi kendi kaftaný vardý ki onun bizzat,
Mübarek vücudunu örtmüyordu o fakat.

Baþýna çekselerdi, ayaðý açýlýrdý.
Ayaðýna çekseler, baþý açýk kalýrdý.

Velhasýl, hayatýný Ýslam için harceden,
Ve yine bu uðurda feda-yý can eyleyen,

Bu mümtaz sahabiye, bulunamadý kefen.
Bir yarým kefen ile ayrýldý bu âlemden.

Diðer sahabiler de, namazlarý kýlýnýp,
Kanlý elbiselerle yerlerinden alýnýp,

Sonra, ikiþer üçer o mübarek þehidler,
Nurlu kabirlerine bir bir defnedildiler.

Uhud’da yetmiþ þehid verilmiþti o zaman.
Altýsý Muhacir ve altmýþdördü Ensardan.

Resulullah, onlarý teselli eylediler.
Buyurdu ki: (Vallahi, Eshabýmla beraber,

Ben de þehid olarak, Uhud daðý baðrýnda,
Kalmayý çok isterdim, bu þehidler yanýnda.

Onlar, þehid olarak dünyadan ayrýldýlar.
Allahü teâlânýn rýzasýna vardýlar.)


www.gonulsultanlari.com