Ömer ibnil Hattab’ý, bir genç çok seviyordu.
Beþ vakit namazýný, ardýnda kýlýyordu.
Lakin bir kötü kadýn vardý ki, çok yýlýþýk,
O günlerde, bu genci gördü ve oldu aþýk.
Gence haber gönderip, davet etti yanýna.
Lakin genç, hiç iltifat etmedi o kadýna.
Sevdiremeyince de kadýn ona kendini,
Bir kocakarý bulup, anlattý bu derdini.
Kocakarý dedi ki: (Gel, içeri geç hele.
Seni buluþturayým, bu akþam ben o gençle.)
Genç, yatsý namazýný kýlmýþ, eve dönerken,
Baðýrmaya baþladý, kocakarý o evden.
Dedi: (Ey genç, elimden kaçýrdým bir koyunu.
Yardým et de, birlikte yakalayalým onu!)
Genç bu söze aldanýp, bahçeye girdi o an.
O kadýn da kapýyý, kilitledi arkadan.
Genci kuvvetle tutup, dedi ki: (Beni dinle!
Günlerdir yanýyorum, bil ki senin sevginle.
Sana kavuþmak için, çýrpýnýp dururum hep.
Sen ise, hiç yüzüme bakmazsýn, neden acep?)
Lakin yine bakmadý kadýna bu genç yiðit.
Bu sefer kadýn onu, eyledi þöyle tehdit:
(Baðýrýrým, cümle halk, toplanýr etrafýna.
Rezil rüsvay olursun, bir mahalle halkýna.)
Genç dedi: (Ahirette, rezil olmaktan ise,
Bu dünyada olayým, bu, daha kolay bize.)
Baktý ki olmayacak, feryat etti o derhal.
Halk oraya toplanýp, sordular ki: (Ne bu hal?)
Dedi ki: (Ben evimde, yatacak idim ki tam,
Tecavüze yeltendi, eve girip bu adam.)
Ýnsanlar genci dövüp, baþýný da yardýlar.
Ve hazret-i Ömer’in yanýna çýkardýlar.
O kadýn da, halk ile gelmiþ, hep aðlýyordu.
Öyle ki, feryatlarý, ayyuka çýkýyordu.
Halife genci görüp, buyurdu ki: (Evladým!
Korkma, söyle doðruyu, var sana itimadým.)
Genç, baþýndan geçeni, ona arz eyleyince,
Halife, hakikate vakýf oldu hemence.
Anladý bu yapýlan hile ve iftirayý.
Sordu ki: (Tanýr mýsýn, sen o kocakarýyý?)
Genç, (Tanýrým) deyince, emretti ki bu kere:
(Bütün yaþlý kadýnlar, getirilsin bu yere!)
Geçti gencin önünden her biri, birer birer.
Genç, onu teþhis edip, anýnda verdi haber.
Kocakarý, suçunu itiraf etti hemen.
Halife rahatlayýp, kalktý derhal yerinden.
Varýp, çözdü o gencin ellerinin baðýný.
Takdir etti, günahtan böyle çok kaçtýðýný.
|