Hayber fethinde dahi, o Resul-i kibriya,
Teslim etti sancaðý, Aliyyül Mürteza'ya.
Buyurdu ki: (Ya Ali, haydi yürü sen hemen.
Lakin dönme geriye, Hayber'i fethetmeden.
Sana, Hak teâlâdan zafer gelene kadar,
Çarpýþ yahudilerle, geriye bakma zinhar.)
O da veda ederek hazret-i Peygambere,
Sancaðýný yükseltip, revan oldu sefere.
Varýp, kale önüne dikince sancaðýný,
Büyük bir endiþe ve korku sardý düþmaný.
Buna raðmen kaleden, çýktý o yahudiler.
Hepsi, iyi savaþçý ve çift zýrhlý idiler.
Haris adlý birisi, ileri çýktý birden.
Er istedi meydana, sahabe-i güzinden.
Bu, çok meþhur bahadýr, Merhab’ýn kardeþiydi.
O dahi Merhab gibi, pehlivan bir kiþiydi.
Önce o hamle yaptý, Aliyyül Mürteza'ya.
Sonra hazret-i Ali, el attý zülfikâra.
Kýlýcý, þimþek gibi, kalktý ve indi birden.
O an kâfirin baþý, ayrýldý gövdesinden.
Bunu seyrediyordu, sahabe-i kiram da.
Tekbir sedalarýyla, gök inledi o anda.
Haris’in öldüðünü, görünce Merhab, hemen,
Meydana, dolu dizgin girdi hiç beklemeden.
Ve hazret-i Ali'nin, dikildi karþýsýna.
Ýri yarý biriydi, bakýndý etrafýna.
Ýki zýrh, iki kýlýç kuþanan bu dev adam,
Sabýrsýzlanýyordu almak için intikam.
Ve þöyle seslendi ki: (Merhab'dýr benim adým.
Bekle ki, çok þiddetli olacak intikamým!)
Hazret-i Ali dahi, ona cevap vererek,
Ve bir aslan misali, haykýrýp kükreyerek,
Dedi: (Benim adým da, Aliyyül Mürteza’dýr.
Ve lakin bundan baþka, bir adým daha vardýr.
Haydar, yani Aslan’dýr ikinci adým da hem.
Çünkü Aslan demiþtir, doðunca bana annem.
Yani ben, aslan gibi kuvvetli bahadýrým.
Ve senin, bir hamlede baþýný koparýrým.)
Merhab, (Aslan) ismini iþitince aniden,
Kalbine korku düþüp, geriye kaçtý birden.
Zira o görmüþtü ki, rüyada gece yatýp,
Bir aslan, kendisini öldürmüþtü saldýrýp.
O aslan bu olmasýn! diye düþünerekten,
Aliyyül Mürteza'ya, bir hamle yaptý hemen.
Çevik bir hareketle, lakin hazret-i Ali,
Kalkanýný tutarak, karþýladý hamleyi.
O anda iki çelik, çarpýnca birbirine,
Çok kuvvetli bir seda yükseldi gökyüzüne. |