Hak teâlâ, çok nimet verdi Semud kavmine.
Hepsi gark olmuþlardý, dünya nimetlerine.
Lakin elleri ile putlar imal ederek,
Taparlardý onlara, ilah, tanrý diyerek.
Davet etmesi için, onlarý doðru yola,
Artýk Salih Nebi’yi, gönderdi Hak teâlâ.
Dünyaya gelir gelmez lakin Salih peygamber,
Duyar oldu insanlar, birtakým garip sesler.
Bir bayram gününde de, eðlenirdi ki hepsi,
Bir ara, aðaçlardan ses duydular cümlesi.
Allah'ýn izni ile, aðaçlar geldi dile.
Halký ikaz ettiler, þu kelimeler ile:
(Ey Semud insanlarý, niçin gaflettesiniz?
Niçin hakikatleri idrak edemezsiniz.
Aðaçlarýnýz ile, sizlere Hak teâlâ,
Meyve ihsan ediyor, senede iki defa.
Daha nice nimetler etmiþken size ihsan,
Siz, niçin buna karþý, edersiniz hep isyan?
Size, bu nimetleri, Allah iken veren hep,
Putlara taparsýnýz siz hâlâ, neden acep?)
Aðaçlardan bu sesi duyunca bu kiþiler,
Hepsini, balta ile bir bir kesip biçtiler.
Sonra ehlî hayvanlar, baðýrdýlar hep birden.
Dediler: (Ey insanlar, vazgeçin bu kibirden.
Aðaçlarýn dediði, çok doðru idi elbet.
Yalnýz Hak teâlâya yapýlýr her ibadet.)
Bunu da iþitince, daha fazla azdýlar.
O hayvanlarý dahi, tutup boðazladýlar.
Baðýrmaya baþladý, sonra vahþi hayvanat.
Dediler ki: (Ey kavim, etmeyin artýk inat.
Ýbadet edilecek, yalnýz bir ilah vardýr.
O da, sizi yaratan Allahü teâlâdýr.
Siz niçin aðaç kesip, hayvan öldürürsünüz?
Onlar doðru söyledi ve lakin siz körsünüz.)
Bunu dahi iþitip, silaha sarýldýlar.
Onlarý vurmak için, hayli kovaladýlar.
Hayvanlar hem kaçýyor, hem de þöyle diyordu:
(Ya Rabbi, Semud kavmi sana hep asi oldu.
Bilcümle nimetleri, sen verirken onlara,
Onlar, seni býrakýp, tapýyorlar putlara.
Yaydýlar yeryüzüne, zulüm, fesat ve günah.
Peygamberin Salih'le, onlarý eyle ýslah.)
Vakta ki Salih Nebi geldi yedi yaþýna,
Nurlar saçýlýyordu, yüzünden etrafýna.
Yanaklarý kýrmýzý, beyaz idi hem yüzü.
Konuþmasý fasih ve tatlý idi her sözü.
Kavminin sevgisini kazandý büyüdükçe.
Herkesin hayranlýðý, arttý ona gittikçe.
Hele yirmi yaþýna girince Salih Nebi,
Parlardý nur cemali, ondördüncü Ay gibi.
Onun güzelliðini, dil ile anlatmaya,
Güç yetmezdi hem dahi, cemaline bakmaya.
Otuz yaþýnda ise, ilim, hikmet, sekîne,
Gibi üstün vasýflar verildi kendisine.
|