Ýbrahim Halilullah, Rabbinin emri ile,
Yaptý hazýrlýðýný, göç etmek gayesiyle.
Kardeþinin oðlu Lut ve zevcesi Sare’yi,
Alýp geldi Harran'a, terk ederek o yeri.
Harran'da biraz kalýp, sýrf Sare’yi alarak,
Geldi Mýsýr iline, oradan ayrýlarak.
O zamanlar Mýsýr'da, vardý ki bir hükümdar,
Çok da ahlaksýz idi, zalim olduðu kadar.
Var idi sýnýrlarda, hususi adamlarý.
Gözetip dururlardý, giren ve çýkanlarý.
Eðer güzel bir kadýn görselerdi faraza,
Götürüp verirlerdi, o alçak ahlaksýza.
Hazret-i Sare’nin de, çok güzeldi cemali.
Yok idi güzellikte, bir eþi ve emsali.
Adamlar onu görüp, çok hayret eylediler.
Ve hemen tutuklayýp, ona teslim ettiler.
Sare'nin cemalini görür görmez o azgýn,
Sordu Halilullah'a: (Neyin olur bu kadýn?)
Duymuþ idi sultanýn ahlaksýz olduðunu.
Bu yüzden söylemedi, ona tam doðrusunu.
Ve din kardeþliðini, niyet edip, anýnda,
Kýz kardeþimdir diye, söyledi cevabýnda.
Musallat olmak için, Sare'ye o hayâsýz,
Hususi odasýna çaðýrdý onu yalnýz.
O ise abdest alýp, hemen durdu namaza.
Ve baþladý Rabbine, dua ile niyaza:
(Ya Rabbi, ben sana ve Resulüne inandým.
Bu kâfirin þerrinden, sen bana eyle yardým.)
Ne zaman ki elini, o uzattý Sare'ye,
Birden eli tutulup, devrildi hemen yere.
Dedi: (Bana dua et, canlansýn yine elim.
Bundan sonra sana hiç zarar vermiyeceðim.)
Sare dua edince, kurtulup buldu sýhhat.
Lakin ikinci sefer, yine oldu musallat.
Uzatýnca elini, ona ikinci kere,
Eli yine tutulup, yýkýldý tekrar yere.
Yine dedi: (Dua et, benim için Allah'a.
El uzatmýyacaðým, sana asla bir daha.)
Sare dua eyledi, kavuþtu sýhhatine.
Lakin üçüncü defa, musallat oldu yine.
Tekrar tutuldu eli, yere yuvarlanarak.
Yine dua istedi, Sare'ye yalvararak.
Üçüncü seferde de, o dua etti yine.
O zalimin sýhhati, geldi eski haline.
Sonra serbest býraktý o, hazret-i Sare'yi.
Hem de hibe eyledi, Hacer nam cariyeyi.
Sare geldi yanýna, hazret-i Ýbrahim'in.
Halilullah sordu ki: (Nicedir acep halin?)
Dedi: (Elhamdülillah, halim iyi ve alâ.
Beni, onun þerrinden kurtardý Hak teâlâ.)
Hazret-i Hacer'i de, göstererek dedi: (Bak!
Bunu da, ikimize bahþetti cenâb-ý Hak.)
Asil bir aileye, mensub idi bu Hacer.
Sonra Zevcelik dahi, oldu ona müyesser.
Halilullah, Hacer'le evlenerek sonradan,
Hem hazret-i Ýsmail dünyaya geldi ondan.
|