Asiye binti Muzahim radýyallahü anha.
O zaman, ondan üstün bir haným yoktu daha.
Bu hatun, Firavun’un zevcesiydi ve lakin,
Çok iyi huylu idi, aksine o kâfirin.
Þefkatli, merhametli, yardým severdi fazla.
Zulüm ve haksýzlýða dayanamazdý asla.
Musa Nebi bebekken zaten yýllar öncesi,
Sandýkla, Nil nehrine býrakmýþtý annesi.
Sandýk, su üzerinde gidip bir istikamet,
Fir’avnýn bahçesinde karar kýldý nihayet.
Vakta ki o bebeði görür görmez bu hatun,
Korktu ki, zarar yapar ona zalim Firavun.
Çünkü emretmiþti ki: (Her kim, bir erkek çocuk,
Görürse, beklemeden öldürsün onu çabuk.)
Asiye, o çocuða bir zarar gelir diye,
Hemen evlat edinip, sahip çýktý bebeðe.
Halbuki o günlerde imanlý deðil idi.
Lakin yaratýlýþtan pek çok merhametliydi.
Musa aleyhisselam, Fir’avnýn hanesinde,
El üstünde büyüdü bu hatun sayesinde.
Peygamber olunca da Musa aleyhisselam,
Ýnanýp, imaný da oldu kavi ve saðlam.
Lakin önce sakladý, ondan hidayetini.
Gizli gizli yapardý Hakk'a ibadetini.
Tâ ki Maþita Hatun zulümle oldu þehid.
Artýk gizleyemedi imanýný o vakit.
Þöyle ki, o Firavun, Maþita Hatun için,
Ýþkence ettirirken gayet acý ve çetin,
Seyrederdi Asiye pencereden bu iþi.
Maþita’nýn haline, kavruldu, yandý içi.
Hemen aþaðý inip, gelerek Firavuna,
Dedi ki: (Yeter artýk, zulmetme bu hatuna.
Ne kabahati var ki, bu kadar zulmedersin?
Buna dayanýlýr mý, insafýn yok mu senin?)
Lakin tesir etmedi bu sözler ona asla.
Hatta eziyetini, arttýrdý daha fazla.
Asiye de gördü ki, sözü hiç etmedi kâr,
Çok üzgün vaziyette, odaya çýktý tekrar.
Saray penceresinden dýþarý baktý yine.
Lakin dayanamadý Maþita’nýn haline.
Üzüldü, ama bir þey gelmiyordu elinden.
O sýrada Firavun içeri girdi birden.
Artýk gizleyemedi halini o biçare.
Söyledi imanýný Fir’avna aþikâre.
Dedi ki: (Ey Firavun, sana yazýklar olsun!
Sen nasýl o masuma eziyyet yapýyorsun?
Sende þefkat, merhamet duygusu yok mudur hiç?
O eziyyet çektikçe, duyuyorsun sen sevinç.)
Firavun, bu sözlerden bir þey anlamadý pek.
Dedi: (Sen de aklýný kaçýrmýþ olsan gerek.)
O zaman haykýrdý ki ona Asiye hatun:
(Asýl sensin aklýný kaçýran ey Firavun!
Çünkü sen, bizim gibi aciz bir mahluk iken,
Ben tanrýyým diyorsun, hiç de hayâ etmeden.
Halbuki seni, beni, bütün bu kâinatý,
Yaratan ilah vardýr, Allah’týr Onun adý.
Ýþte ben iman ettim, o hakiki ilaha.
O, birdir, Ondan gayri bir ilah yoktur daha.)
|