Karun, zenginliðiyle her gün daha þýmarýp,
Musa Peygambere de kin güttü haddi aþýp.
Düþmanlýðý, gün be gün ziyadeleþiyordu.
Servetine güvenip, ona diþ biliyordu.
Hatta Müslümanlar da, bu haset ve kinine,
Üzülüp, þöyle öðüt verdiler kendisine:
(Ey Karun, þýmarma ki servetine bakarak,
Malýyla þýmaraný, hiç sevmez cenâb-ý Hak.
Rabbin sana verdiði bu büyük servet ile,
Ondan, ahiretini, Cenneti talep eyle.
Nasýl ki, Allah sana verdiyse bunca servet,
Sen de ondan, Allah’ýn kullarýna ihsan et.
Ve fesat çýkarmaya yakýn olma ki asla,
Fesat çýkaranlarý hiç sevmez Hak teâlâ.)
Müminler, ona böyle ettiyse de nasihat,
O hiç kabul etmeyip, kininde etti inat.
Ve nankörlük ederek, þöyle dedi cevaben:
(Bu malý, ilmim ile edindim ben tamamen.)
Karun’un bu sözünü, Rabbimiz beðenmeyip,
Þöyle haber gönderdi Nebisine vahyedip:
(Öncelerde vardý ki nice zengin kavimler,
Hak teâlâ, onlarý yok etti birer birer.
Onlar, daha zengindi kendisinden halbuki.
Madem ki ilmi vardý, bilmez mi bunu peki?)
Âyet-i kerimede, Hak teâlâ Karun’u,
Kýnadý, malý ile çok maðrur olduðunu.
Halbuki o bunlarý okumuþtu Tevrat’ta.
Birçok tarihçilerden dinlemiþti de hatta.
Vazgeçmediði için malla gururlanmaktan,
Kurtarmadý o ilmi, onu helak olmaktan.
Süslü elbiselerle, bir ihtiþam içinde,
Kavminin arasýndan kibirle geçtiðinde,
Bazýlarý imrenip, diyorlardý ki: (Ah ah!
Böyle servet, bize de verseydi keþke Allah.)
Lakin kavi imanlý bir kýsým Müslümanlar,
Onlarýn bu sözünü beðenmezlerdi zinhar.
Onlara derlerdi ki: (Yazýklar olsun size!
Ne kadar düþkünsünüz dünyalýk zevkinize.
Halbuki iman edip, salih amel iþleyen,
Yarýn kavuþacaktýr Cennete ebediyyen.)
Karun, muhalefette giderek ileriye,
Açýktan cephe aldý artýk Musa Nebi’ye.
Sýrf altýndan bir bina yaparak en nihayet,
Verirdi insanlara, her gün türlü ziyafet.
Onun, bundan maksadý þu idi ki bu sefer,
Halk, yalnýz kendisine teveccüh eylesinler.
Cahillerden bir kýsmý, kanýp bu iltifata,
Onun gibi olmayý istediler adeta.
Onun emrine girip, oldular hizmetkârý.
Çünkü onlar, servette gördüler asýl kârý.
Musa aleyhisselam, bütün bunlara raðmen,
Nasihat ediyordu ona mütemadiyen.
Hak teâlâ, zekatý emredince vahyedip,
Musa Nebi, Karun'a bildirdi bunu gidip.
Karun eve gidince, bir hesab etti, fakat,
Çok geldi kendisine vereceði bu zekat.
Bu kadar malý vermek, çok zor geldi nefsine.
Zekat vermemek için, baktý bir çaresine.
|