Ebu Osman-ı Hayri hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” genç bir talebesi, fena arkadaÅŸlara uyup, derslere gelmez olmuÅŸtu.
Lakin bu haline üzülüyordu.
Bu yüzden, üstadına görünmek istemiyordu.
Bir gün, aniden karşılaÅŸtılar.
Adeta yakalanmıştı.
Kaçacak yer de yoktu.
Azarlayacak diye, çok korktu.
Lakin azarlamadı.
Özledik, nerelerdesin?
Sevgiyle bakıp;
- Özledik evladım, nerelerdesin? buyurdu. Günlerdir seni arıyor gözlerim.
Åžöyle devam etti:
- Evladım, beraber gezdiÄŸin o kötü arkadaÅŸlar, sana, aslandan daha zararlıdır. Bizden ayrılma ki, yoksa mahvolursun. Sana, bizden gayrısı dost ve ahbap olmasın.
O, bu merhametli sözleri duydu.
Tövbe edip, felaketten kurtuldu.
Biz ateÅŸe lâyıktık
Bir gün de, bazı talebesiyle dışarı çıktı.
Sıra sıra evlerin önünden bir yere gidiyorlardı.
Birden kül döküldü başına yukarıdan.
MeÄŸer bir kadın, aÅŸağıya bakmadan mangalının külünü boÅŸaltmış aÅŸağıya.
Talebeler kızdılar.
BaÅŸlarını kaldırıp, külü döken kadına söyleneceklerdi ki, hocaları izin vermedi.
- Kızmayın! buyurdu. Biz zaten lâyıktık bu muameleye.
Gençler Anlamadılar:
- Estagfirullah efendim.
Ve ısrar ettiler:
- İzin verin, haddini bildirelim şu kadına.
- Hayır hayır, buyurdu. Bir ÅŸey söylemeyin.
- Neden hocam?
- Çünkü biz kızgın ateÅŸe lâyıktık aslında. Ama Rabbimiz acıyıp soÄŸuk küle tebdil etti. Daha ne istiyorsunuz.
|