Müminler, Medine’de hayli kuvvetlenince,
Bu, korkuya düÅŸürdü kâfirleri iyice.
Kervan gönderselerdi bir yere onlar eÄŸer,
Muhafız askerler de gidiyordu beraber.
Bin develik bir kervan, tertib ederek yine,
Çıktılar o günlerde, Mekke’den Åžam yönüne.
O kervanın başında, var idi Ebu Süfyan.
Ve lakin henüz iman etmemiÅŸti o zaman.
Kervanı taarruzdan korumak maksadıyle,
Kırk kadar da muhafız giderdi kervan ile.
Kervanın kârı ile, silah alınacaktı.
Müminlerle savaÅŸta bu kullanılacaktı.
Allah’ın Sevgilisi, bunu haber aldılar.
Hemen iki kiÅŸiyi, keÅŸf için yolladılar.
Gidip öÄŸrendiler ki, kervan geçmiÅŸ az önce.
Dönüp, Resulullaha söylediler böylece.
Buyurdu: (Bekleyelim Åžam’dan dönüÅŸlerini.
O zaman bitirelim bu küffârın iÅŸini.)
Kervanın dönüÅŸünü öÄŸrenmek için ise,
KeÅŸif kolu olarak gönderdi iki kimse.
Buyurdu: (Kırılırsa küfrün mukavemeti,
Bulamazlar İslam’a saldıracak kuvveti.)
Bu, Müslümanlar için bir fırsat idi artık.
Resulün emri ile, yapıldı her hazırlık.
Åžehirde, yedi kiÅŸi görevli bırakarak,
Ve üçyüzbeÅŸ kiÅŸiyi yanlarına alarak,
Ramazan-ı ÅŸerifin onikinci gününde,
Çıktılar Medine’den, gayet sıcak bir günde.
Medine’de, emirle kalanlarla beraber,
Üçyüzonüç kiÅŸiydi bu ÅŸanlı sahabiler.
Bedir, Mekke, Medine ve Suriye’ye giden,
Yolların birleştiği bir yerdi hakikaten.
Åžam'dan dönen kervanlar, oradan geçiyordu.
Onun için Bedir’e yürüyordu bu ordu.
İştirak etmek için bu Bedir savaşına,
Gençler, yalvarıyordu Peygamber-i ziÅŸâna.
Hatta Ümmü Varaka, kadın olduÄŸu halde,
Gelip, Resulullaha yalvardı pek ziyade.
Dedi: (Ya Resulallah, müsaade ederseniz,
Sizin ile gelmeyi istiyorum bendeniz.
Yaralı olanlara bakarım ben orada.
Böylece ÅŸehid olmak nasib olur bana da.)
Buyurdu: (Kur’an oku, sen evde oturarak.
ÅžehidliÄŸi, sana da lütfeder cenâb-ı Hak.)
Sa’d bin Ebi Vakkas anlatıyor ki: Benim,
Onaltı yaşlarında vardı bir biraderim.
Bizim ile gazaya gitmeyi çok isteyen,
Çocukları, o Server çevirirdi seferden.
Ben, kardeÅŸim Umeyr’e baktım, saklanıyordu.
Resul onu fark edip, (Sen geri dön!) buyurdu.
Üzülüp, gözyaşıyle aÄŸlayınca ziyade,
O zaman Resulullah etti ona müsaade.
Halbuki kılıcını kuşanamadığından,
Onu, kendi beline, ben takmıştım o zaman.
|