KureyÅŸ kâfirlerine, o Sevgili Peygamber,
Savaşı müteakip gönderdiler ki haber:
(Kurtulmalık fidyesi ödemek ÅŸartı ile,
Götürebilirsiniz esirleri Mekke’ye.)
Yalnız Resulullaha çok eza cefa eden,
Nadr bin Haris’in boynu, vuruldu o gün hemen.
Bir de, Resulullahın, hicretten daha önce,
Beytullahta, namaza durduÄŸunu görünce,
Bekleyip o Serverin secdeye indiÄŸini,
Sonra, alıp ölmüÅŸ bir deve iÅŸkembesini,
Mübarek arkasına koyan alçak ve bedbaht,
Bir kâfir var idi ki Ukbe bin Ebi Muayt,
Bu habisin boynu da vuruldu o gün yine.
O zaman Resulullah, hamd eyledi Rabbine.
Sonra, onun leşinin yakınına gelerek,
Åžöyle hitab eyledi hem de yemin ederek:
(Allah’ı, Resulü ve Kur'anı inkâr eden,
Senin kadar kötü bir kimse bilmiyorum ben.)
Esirler, sahipleri gelip alana kadar,
Sahabe-i kiramın yanlarında kaldılar.
Peygamber-i ziÅŸânın emriyle, uzun süre,
Çok iyi muamele yapıldı esirlere.
Onlardan bir tanesi, anlatıyor ki bizzat:
(Esir olduÄŸum evde, huzurluydum ve rahat.
Şefkatle muamele ediyorlardı bana.
Beni de alırlardı her gün sofralarına.
Ekmek az olsa idi, bana veriyorlardı.
Kendileri, ekmeksiz, sırf hurma yiyorlardı.)
BaÅŸka bir esir dahi anlatır ÅŸöyle aynen:
(Müslümanlar, Bedir'den Medine’ye dönerken,
Kendi hayvanlarına bindirdiler bizleri.
Onlar, yaya olarak yürüdü kendileri.)
Bedir musibetini duyunca Mekkeliler,
Bir anda ÅŸok geçirip, ÅŸaÅŸkın hale geldiler.
Hiç beklemedikleri, akıllardan geçmeyen,
Bir netice var idi orta yerde gerçekten.
İlk haberi getiren kimseye, bundan sebep,
İnanmadı kâfirler ve hatta Ebu Leheb.
Sonra Ebu Süfyan da, onu müteakiben,
Gelince, Ebu Leheb ona da sordu hemen:
(Ey kardeşimin oğlu, hele anlat bakalım.
Nasıl oldu, bu işi almadı benim aklım.)
O dedi ki: (Hiç sorma, ÅŸuna emin olunuz.
Bağlandı sanki bizim ellerimiz, kolumuz.
İstedikleri gibi davrandı bize onlar.
ÇoÄŸumuzu öldürüp, çok da esir aldılar.
Ben, Kureyşten kimseyi kınamıyorum fakat,
Ellerinden geleni yaptılar çünkü kat kat.
Lakin biz o sırada, beyaz atlara binmiş,
Yerle gök arasında, hem de beyaz giyinmiÅŸ,
Bazı kimseler ile karşılaÅŸtık ki o gün,
Onlara karşı koymak, deÄŸildi asla mümkün.
Görüp tanıdığımız kimseler deÄŸildiler.
Çok kalabalıklardı, pek de kuvvetliydiler.)
|