Ana Sayfa >  1001 Güzel Menkîbe > Vakit kıymetli, onu verip ne alıyoruz > Münafığın akıbeti
Yazıcı   Yazı boyutunu     

Münafığın akıbeti

Asr-ı saadette, bir “Yahudi” ile bir “Münafık” ihtilafa düşmüşlerdi.

Yahudi teklif etti münafığa:
- Gel, Muhammed’e “sallallahü aleyhi ve sellem” gidelim. O bulsun aramızı.

Münafık kabul etti:
- Olur, gidelim.

Ve gittiler.
Resulullah efendimiz aleyhisselam, meseleyi dinleyip, yahudinin lehine hüküm verdi.

Huzurdan çıktılar.
Münafığın suratı asılmıştı.

Döndü yahudiye.
- Gel, bir de Ömer’e gidelim.

Yahudi hayretle baktı ona:
- Neden?
- Bu hüküm olmadı.

- Nasıl olur. Bu zat, sizin Peygamberiniz değil mi?
- Bir de Ömer’e gidelim diyorum.

Yahudi dudağını büktü:
- Pekala, gidelim.

Ve gittiler.
Münafık söze başladı:
- Bir ihtilafımız var da, onun için gelmiştik.

Hazret-i Ömer’in “radıyallahü teâlâ anh” kaşları çatıldı:
- Peygamber efendimiz aleyhisselam varken bana niçin geldiniz?

Yahudi atıldı:
- Biz önce Ona gittik zaten.

- Evet?
- Onun hükmünü beğenmedi bu arkadaş.

Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” celallendiği zaman vücudunun kılları cübbesinden dışarı fırlardı.

Yine öyle oldu.
Ama belli etmemeye çalıştı öfkesini.

Döndü o münafığa:
- Doğru mu söylüyor?

- Evet, doğru.
- Peki, az bekleyin, dedi.

Ve içeri gidi.
Kılıcıyla çıkıp, şimşek gibi münafığın boynuna çaldı.

Münafık cehennemin dibini boylarken, hazret-i Ömer;
- Allah Resulüne inanmayana böyle hüküm veririm! Herkese ibret olsun! buyurdu.

O anda Cebrail aleyhisselam geldi ve;
- Ya Resulallah! Ömer, hakkı batıldan ayırdı, diye arzetti.

Efendimiz aleyhisselam ona bir lakap verdiler: Faruk. Manası, hakkı batıldan ayıran.
 
Geridön
 
 
Klavye
 
Ana sayfam yap Sık kullanılanlara ekle
Güncelleme Tarihi
22.10.2020
Sitemizdeki bilgiler, bütün insanların istifadesi için hazırlanmıştır. Orjinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya
gerek kalmadan, herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.

Hosted by İhlas Net
Ziyaretçi Sayısı