Emir Sultan hazretleri “rahmetullahi aleyh“, Buhara’da birkaç kiÅŸiyle sohbet ediyordu bir gün.
O sırada birisi geldi yanlarına.
Perişan bir hali vardı.
Sordu hemen:
- Hayrola kardeÅŸim, bir derdin mi var?
- Evet hocam, sormayın.
- Ne oldu, hayrola?
- Küçük bir bahçem var benim. Onun mahsulüyle geçinip gidiyorduk. Geçen gün çok ÅŸiddetli bir fırtına oldu ya.
- Evet.
- Bütün aÄŸaç ve sebzelerim kurudu bu yüzden. Aile efradım kalabalık. Bu halde geçinmemiz çok zor artık.
Ve yalvardı:
- Ey Resulün evladı, ferahlığımız için, dua edin bu garibe.
Emir Sultan çok üzüldü, içi yandı.
Buyurdu ki:
- Allahü teâlâ rızıklara kefildir. Seni de bu beladan kurtarır inÅŸallah.
- İnşallah.
Ve ayrılıp gitti.
Emir Sultan hazretleri o gece çıktı evden.
Gitti o zatın bahçesine.
Ve dua etti orada:
- Ya Rabbi, bu bahçedeki aÄŸaç ve nebata canlılık ver. Hayat bulsunlar yeniden!
Bu halis duası kabul oldu.
Ve aÄŸaçlar bir anda canlanıp, dalları meyve doldu.
Rüya mı görüyorum?
Ertesi gün bahçe sahibi gelip gördü ki, aÄŸaçların dalları meyvelerden yere eÄŸilmiÅŸ.
Sebzelere hayat gelmiÅŸ.
Gördüklerine inanamadı.
“Rüya mı görüyorum?” dedi içinden.
Hayır, bu, rüya deÄŸildi.
Kaldırdı ellerini.
- Ey rızıklara kefil olan Allah’ım! Ben bu hali anlamadım. Yoksa "Hızır" mı geldi bu bahçeye? Bildir bu hakikati bu biçareye.
Ellerini yüzüne sürdü.
Başını kaldırdığında "Emir Sultan"ı gördü bahçenin öbür ucunda.
Dünkü olanları hatırladı.
“Allah rızıklara kefildir” diye mırıldandı.
Evet, bu "Emir Sultan"ın kerametiydi.
Kalktı ve elini öpmek için ona doÄŸru koÅŸtu hemen.
Fakat o da ne?
Birkaç adım gitmiÅŸti ki, göremedi Onu bir daha.
KaybolmuÅŸtu gözden.
|