Veysel Karani hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” yanýna bir gün Harem bin Hayyan gelip;
- Bana bir nasihat eder misin, diye rica etti.
Buyurdu ki:
- Hiçbir günahý küçük görme. Zira sen onunla Rabbine asi oldun. Öyleyse günahýn küçüðü de büyüktür. Müslüman, Allahü teâlâdan hayâ eder.
Harem sordu:
- Nerede yerleþmemi tavsiye edersin?
- Þam’da yerleþ.
- Orada geçim nasýldýr acaba efendim?
Buyurdu ki:
- Rýzkýnda þüphe eden kimseye yazýklar olsun. Böylelerine nasihat fayda etmez.
Rica etti:
- Bana bir nasihat daha eder misin?
Buyurdu ki:
- Ey Harem, annen baban öldü. Bir nice Peygamberler “aleyhimüsselam”, hatta Muhammed aleyhisselam bile vefat etti.
Ve ekledi:
- Hazret-i Ebu Bekir “radýyallahü anh” ve Eshabtan niceleri de hep öldüler. Kardeþim Ömer de “radýyallahü anh” öldü. Vah Ömer!
Son cümleye þaþýrdý:
- Ömer henüz ölmedi, o hayatta, dedi.
Üveys hazretleri tekrar etti.
- Hayýr, Ömer de öldü. Bana bunu Rabbimiz haber verdi. Ey Harem! Sen kendini de ölmüþ say. Nasýlsa öleceksin. Ölümü hiç hatýrýndan çýkarma.
Dualarýnda beni hatýrla
Son olarak;
- Vakit tamam ey Harem. Ben gideyim, sen de git. Bir daha, ne ben seni göreyim, ne de sen beni gör. Dualarýnda beni hatýrla, buyurdu.
Ve ayrýlýp gitti.
Arkasýndan takib etmek istedim, izin vermedi.
Baktým, aðlýyordu.
Ben de aðladým.
Onunla, çok az kimse görüþmüþtür hayatta.
Nitekim kendisi de; (Benimle en fazla konuþan iki kiþidir. Bunlar, Ali ile Ömer bin Hattab’týr “radýyallahü anhüma”) demiþtir.
|