Abdullah bin Alevi hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” sevdiklerinden biri, bir gün pazara gitti.
Atýný satacaktý.
Giderken de; bu atý istediðim fiyata satabilirsem, paranýn þu kadarýný Abdullah bin Alevi hazretlerine hediye edeceðim diye karar verdi.
Yani böyle bir nezir yaptý.
Az sonra istediði fiyata satýp parasýný aldý.
Ancak unutmuþtu nezrini.
Abdullah bin Alevi hazretleri, o gün kendisini görüp sordu:
- Atý satabildin mi?
- Evet efendim, sattým.
- Ýstediðin fiyatý verdiler mi bari?
- Verdiler hocam.
Fakat bir türlü hatýrlamýyordu nezrini.
Büyük Veli sordu yine:
- Senin bir nezrin var mýydý bu günlerde?
O zaman hatýrladý.
- Evet efendim, nezrim vardý ama…
- Unuttun deðil mi?
Önüne baktý.
- Benim maksadým da bunu sana hatýrlatýp günahtan kurtarmaktý kardeþim.
Adam çok sevinmiþti.
Nezrini eda edip, daha çok baðlandý bu Allah dostuna.
Evliyalýk yollarý
Bir gün de;
- Bütün evliyalýk yollarýný araþtýrdým. Bunlarýn içinde bir yol var ki, onun kadar insaný Rabbine yaklaþtýranýný görmedim, buyurdu.
Sordular:
- O hangi yol efendim?
- Fakirlik, hastalýk ve itibarsýzlýk, buyurdu.
- Bunlar mý kulu Rabbine yaklaþtýrýr efendim?
- Evet. Allah ile kul arasýndaki en büyük perde, insanýn nefsidir. Ýþte bu üç þey, nefsi kýrar. Ýnsana, aciz bir kul olduðunun farkýna vardýrýr.
- Sebep bu mu efendim?
- Evet. Çünkü Allahü teâlâ, göðsü kabarýk insanlarý sevmiyor. Boynu bükük, kalbi kýrýk kullarý beðeniyor.
|