O zamanlar o yerde, bir kötü kadýn vardý.
Fasýk kimseler ile, fena iþler yapardý.
Tövbe etti ise de o hallere iyice,
Çok tedirgin edildi, ahlaksýz kiþilerce.
Günah iþlememeye azmetmiþti o, fakat,
Yine kötü kimseler oldu ona musallat.
Yolda izde, devamlý peþinde dolaþtýlar.
Eski kötü yoluna çekmeye uðraþtýlar.
Çaresiz geldi kadýn bu mübarek veliye,
Yalvardý: (Lütfen beni bunlardan kurtar!) diye.
Kadýnlara mahsus bir yeri vardý dergahýn.
Orada ikamete devam etti bu kadýn.
Tamamen müstakil bir yer idi ki o oda.
Gece gün, ibadetle meþgul oldu orada.
Lakin boþ durmadýlar o fitneci kimseler.
Bu mübarek zat ile uðraþtýlar bu sefer.
Günden güne azýtýp, gittiler ileriye.
Çok çirkin iftiralar attýlar bu veliye.
Ve bir gece, dergahýn kapýsýna geldiler.
Bir geyik boynuzunu asýp geri gittiler.
Bu fitne, dalga dalga þehre yayýlýyordu.
O ise sabrediyor, karþýlýk vermiyordu.
Çok geçmeden, þehirde tam bir uyuz illeti,
Çýkarak, kýrdý bütün bu fitneci milleti.
Kim bu dedikoduyu söylemiþ ve yaymýþsa,
Ve her kim dinleyip de, bunlara inanmýþsa,
Bu hastalýk, sadece onlara geliyordu.
Bundan, diðer insanlar hiç etkilenmiyordu.
Ölüyordu sonunda bu illete tutulan.
Zira bu hastalýða, yoktu bir çare bulan.
Affý ve merhameti çok olan bu veli zat,
Acýdý, þefkat etti onlara yine bizzat.
Girdi bir gün kahveye, tebdil-i kýyafetle.
Oturup, dertlerini dinledi merhametle.
Dedi: (Hasan Sezai, bu uyuz illetinin,
Ýlacýný biliyor, isteyin ondan gidin.)
Ertesi gün cümle halk, ondan ilaç almaya,
Sabahýn erkeninde, koþtular o dergaha.
O ise, kazýyarak o geyik boynuzundan,
Her birine, bir miktar veriyordu tozundan.
Hakaret maksadýyla kapýya astýklarý,
O boynuz ilaç olup, rahatlattý onlarý.
O tozu kim sürerse bir uyuzlu yaraya,
Allah’ýn izni ile kavuþurdu þifaya.
Yaptýklarý hatayý bildiler gayet iyi.
Hepsi tövbe ederek, býraktýlar fitneyi.
Sonra, aralarýnda çok para topladýlar.
Dergahýn kapýsýna, bir çeþme yaptýrdýlar.
|