Muhammed bin Ýsmail, devrinin bir tekiydi.
Sýrri-yi Sekati’nin, seçkin talebesiydi.
Hem dokumacýlýkla, uðraþtýðý için de,
(Hayrünnessac) adýyla tanýndý halk içinde.
Çok zaman, Dicle nehri kýyýsýna giderdi.
Kendisine has yerde, hep ibadet ederdi.
Bir gün bulunur iken, bu mahalde kendisi,
Geldi bez dokuduðu, müþteriden birisi.
Dedi ki: (Size olan borcumu getirirsem,
Acep kime vereyim, sizi bulamaz isem?)
Buyurdu: (Bulamazsan burada beni eðer,
Getirdiðin ücreti, þu nehire atýver.)
(Peki) deyip, bir kaç gün sonra geldi o yere.
Onu bulamayýnca, parayý attý nehre.
Az sonra Hayrünnessac, gelince hemen birden,
Doldu Dicle kýyýsý, balýklarla aniden.
Balýklar, paralarý alýp aðýzlarýna,
Su yüzüne çýkarak, teslim ettiler ona.
Baþka gün de, bir hýrsýz, bu velinin cebinden,
Bir miktar para aldý, hiç farkýnda deðilken.
Velakin paralarý avcuna aldýðýnda,
Elinin parmaklarý, kilitlendi anýnda.
Ne çok uðraþtýysa da, açamadý elini.
Anladý en sonunda, onun kerametini.
Piþman olup, dedi ki: (Sizden özür dilerim.
Dua buyurunuz da, þifa bulsun bu elim.)
Hayrünnessac, hýrsýza tebessüm eylediler.
Þifa bulmasý için, ona dua ettiler.
O an kilitli elin, açýldý parmaklarý.
Ýade etti hemen, aldýðý paralarý.
Lakin o buyurdu ki: (O kalsýn sende yine.
Bir daha, böyle bir þey yapma baþka birine.)
Bir gün de buyurdu ki: (Azalmakta bu ömür.
Ýnsan çok yaþasa da, nihayet bir gün ölür.
En büyük sermayesi, bu ömürdür insana.
Onu boþa geçirmek, yakýþmaz Müslümana.
Tasavvufu, yediyüz büyük âlim ve arif,
Hepsi, kendine göre, yaptýlar birer tarif.
Büyüklerden birinin tarifi de þöyledir:
Daha mühim olaný, tercih etmek demektir.
Yani daha mühimmi, kim yaparsa her iþte,
En iyi mutasavvýf, dünyada odur iþte.
Saðlýkla geçen ömür, çok büyük bir nimettir.
Maksat, salih amelle bu ömrü bitirmektir.
Bir Allah söylemekle, bir iyilik, bir ihsan,
Yapmakla, ahirette kurtulur belki insan.
Hep aþikâr olacak, yarýn amellerimiz.
Günahýmýz çok ise, nice olur halimiz?
Piþman olmamak için, yarýn ruz-i mahþerde,
Hep iyi amelleri, iþleyelim bu yerde.)
|