Gönül Sultanları.com >  Ýdarecilik Bilgileri > Ýdareci mütevazý olur
Ýdareci mütevazý olur
Hazret-i Ömer Faruk, Allah’tan korkardý pek.
Titrerdi, mahþerdeki hesabý düþünerek.

Buyururdu: (Bir çoban, kaybetse koyununu,
Yarýn mahþer gününde, sorarlar benden bunu.)

Dediler ki: (Ya Ömer, görürüz ki gece hep,
Gezersiniz þehirde her yeri neden acep?)

Buyurdu: (Dolaþýrým, uzak ücra yerleri.
Kendim arar bulurum, aciz ve fakirleri.

Zira budur evvela benim asli vazifem.
Onlara yardým etmek, zevk veriyor bana hem.)

Bir yere, yeni vali gönderirken ilk önce,
Ona, vazifesini söylerdi ince ince.

Sonra da bir kaðýda, cümle vazifesini,
Ýki nüsha olarak, yazdýrýrdý hepsini.

Birinci nüshasýný verirdi kendisine.
Yollardý diðerini, þehrin ahalisine.

Ve onlara emredip, derdi ki: (Ey ahali,
Bilin ki, þehrinize geliyor yeni vali.

Eðer Hakkýn emrini tutarsa bu valiniz,
Siz de onun emrine, itaat eyleyiniz.

Yok, Allah’ýn emrini terk ederse o bir gün,
Bunu hatýrlatýnýz siz de ona topyekün.)

Abdurrahman bin Avf da nakleder ki þöylece:
Hazret-i Ömer Faruk bana geldi bir gece.

Buyurdu: (Þehrimize küffâr diyarlarýndan,
Bir ticaret kervaný geldi ve kondu þu an.

Gerçi bunlar Müslüman deðiller, hepsi kâfir.
Ve lakin þehrimize gelmiþlerdir misafir.

Çok kýymetli mallarla yüklüdür kervanlarý.
Bizlere emanettir, canlarýyla mallarý.

Zira Ýslam’ýn emri þöyledir ki her zaman,
Misafir gelenlere, verilmez zarar, ziyan.

Gel, gidelim bu gece bekleyelim onlarý.
Bizim diyarýmýzda, olmasýn zararlarý.)

“Peki” dedim, o gece bekledik sabaha dek.
Lakin biri fark etmiþ, bizi takip ederek.

Sonra diðerleri de olmuþ buna muttali.
Kendi aralarýnda konuþmuþlar bu hali.

(Ýslam’ýn halifesi, cihan titreten Ömer,
Bizim kervanýmýza nasýl bekçilik eder?

Halbuki muhaliftir dinimiz, dinlerine.
Buna raðmen o bizzat beklemiþ bizi yine.

Bu, ne ince düþünce, bu ne ahlak, ne edeb.
Demek ki Ýslam dini, bunlarý emreder hep.)

Böylece hayran olup, hepsi Ýslamiyet’e,
Topyekün iman edip, geldiler hidayete.

www.gonulsultanlari.com