Firavun, kucaðýna oturttu onu, fakat,
O, onun sakalýný çekip vurdu bir tokat.
Bu hareket, fazlaca kýzdýrdý Firavun’u.
Ýçinden, emir verip öldürtmek geldi onu.
Çocuk ise, eline kamçý alýp bir yerden,
Yaklaþýp, Firavun’un baþýna vurdu birden.
Firavun daha kýzýp, yorumladý kötüye,
Düþündü, aradýðým düþmaným budur diye.
Hemen cellatlarýna gönderdi ki bir haber,
Derhal gelip, çocuðu orada öldüreler.
Ve lakin bu haberi duyar duymaz Asiye,
Koþup, çalýþtý onu bundan vazgeçirmeye.
Dedi ki: (O, çocuktur, bilmeden yaptý bunu.
Bilemez yaptýðýnýn uygunsuz olduðunu.)
Lakin bu olanlara, çok kýzmýþtý Firavun.
Öldürtmek hususunda kararý tamdý onun.
Asiye hazretleri dedi ki: (Az dur hele.
Ýstersen deneyelim çocuðu bir þey ile.
Mesela bir yakutla, bir de ateþ korunu,
Önüne býrakarak, takip edelim onu.
Bunlardan hangisine bakalým el uzatýr?
Çocuk mudur, deðil mi, o zaman belli olur.
Yakutu almak için uzanýrsa o þayet,
Deriz, aklý eriyor, cezasýný ver elbet.
Eðer ateþ koruna uzatýrsa elini,
Anlarýz çocuk olup, aklý ermediðini.)
Bu imtihan þeklini kabul etti Firavun.
Ýkisini getirip, önüne koydu onun.
Çok heyecanlanmýþtý Asiye de o ara.
Yakuta uzanýrsa, ölecekti o zira.
Çocuk, yakuta doðru uzanýyordu ki tam,
Süratle indi gökten Cibril aleyhisselam.
Ve hazret-i Musa’nýn elini tutup birden,
Ateþ koruna doðru çevirdi onu hemen.
Musa aleyhisselam, bir kor aldý eline.
Götürüp koydu onu dilinin üzerine.
Hatta mübarek dili, bu kordan yandý biraz.
Bu yüzden, lisanýnda bir miktar kaldý araz.
Ve lakin Tur daðýnda, niyaz etti Rabbine.
Düzelip, çok fasih ve belið konuþtu yine.
Asiye, Firavun’a dedi ki son olarak:
(Aklý ermediðini sen de gördün iþte bak.
O, henüz bir çocuktur, bilmez ne yaptýðýný.
Anlamaz o bu yaþta zararýný, kârýný.
Öyleyse vazgeç artýk, öldürmekten onu sen.
Bir günahsýz masumu, ne çýkar öldürmekten.)
Bu hadiseyi görüp, vazgeçti Fir’avn dahi.
Hatta onu sevmeye baþladý bizatihi.
Çünkü onda vardý ki bir melahat, güzellik,
Derhal aþýk olurdu, kim görseydi onu ilk.
Büyüyüp erginleþti Fir’avnýn sarayýnda.
Ne istese, önüne geliyordu anýnda.
Onun bineklerine binip dolaþýyordu.
Herkes onu, Fir’avnýn oðlu zannediyordu.
Büluð yaþýna gelip, erdi rüþd kemaline.
Hak teâlâ, ilim ve hikmet verdi kendine.
Firavun’un dininin, bozuk din olduðunu,
Bilip, insanlara da anlatýrdý hep bunu.
|