Hazret-i Ömer “radýyallahü anh”, halifelik devrinde bile fakir olup, elinde avcunda para bulunmazdý pek.
Nitekim bir bayram gelmiþti.
Eshabdan çoklarý, çocuklarýna bayramlýk yeni elbiseler almýþken, o alamamýþtý.
Bayram sabahý, arkadaþlarý rengarenk yeni elbiseler içinde neþeliyken, onun oðlu mahzundu.
Çocuk bu üzüntüyle koþtu babasýna.
- Babacýðým!
- Söyle evladým.
- Bana da yeni esvap alsana. Arkadaþlarýma hep alýnmýþ.
- Alýrým evladým, ama paramýz yok.
Çocuk bu, anlamaz ki.
Bu menfi cevaptan daha bir mahzun oldu.
Yeni elbisesi olmadýðý gibi, üstündeki elbise de yamalýydý.
Öbür çocuklar da bunu fark etmiþ olmalý ki, etrafýna toplanýp alaya aldýlar zavallýyý.
Çocuk deðil mi, çok gücüne gitti tabii.
Aðlayarak koþtu yine babasýna.
Hazret-i Ömer, niçin aðladýðýný tahmin etmiþti ama yine de sordu:
- Oðlum niçin aðlýyorsun?
- Benimle alay ediyorlar babacýðým.
- Niye alay ediyorlarmýþ bakayým?
- Elbisem yamalý diye.
Hazret-i Ömer de çok üzülmüþtü.
Çaresiz beytülmal memurunu çaðýrdý huzuruna.
Durumu anlatýp rica etti:
- Bana, maaþýma mahsuben biraz avans verir misin?
Ýmzalý kaðýt verirseniz
Memur þaþýrdý:
- Bu ayki maaþýnýzý almadýnýz mý efendim?
- Aldým tabii. Ben, gelecek ayýn maaþýndan istiyorum.
- Gelecek ayýn maaþýndan mý dediniz?
- Evet.
- Bana imzalý bir kaðýt verirseniz olur efendim, veririm.
- Tamam, nasýl bir kaðýt istiyorsun?
- Bir ay daha yaþayacaðýnýza dair bir senet efendim. Bana, bu hususta bir imza verirseniz derhal takdim ederim avansýnýzý.
- Böyle bir imza veremem.
- Özür dilerim efendim. Ben de avans veremem öyleyse.
Halife, memuruna hak vermiþ, hatta takdir etmiþti bu hareketini.
Üzgün üzgün döndü oðluna.
- Görüyorsun yavrum, memur amca para vermiyor. Verseydi, alýrdým senin istediðini.
Bunun üzerine çocuk kesti aðlamayý.
Ama bu defa Halife aðlýyordu.
|