Kureyþin ileri gelen müþrikleri, bir gün Kâbe dibinde oturmuþ Peygamber efendimiz aleyhisselamý çekiþtiriyorlardý.
Sonra da öfkeli öfkeli kendilerini suçladýlar.
Biri ayaða fýrlayýp;
- Bu ne haldir yahu? diye baðýrdý. Üzerimize ölü topraðý mý serpildi?
Bir diðeri;
- Evet, dedi. O bizi suçluyor, tanrýlarýmýza hakaret ediyor, biz susuyoruz. Olmaz böyle þey.
Üçüncüsü;
- Doðru, dedi. Ona hemen haddini bildirmeliyiz!
Tam bu sýrada Efendimiz aleyhisselam teþrif etti oraya.
Tam da lafýn üstüne gelmiþlerdi.
Ortalýk buz gibi oldu bir anda.
Býçak gibi kesildi o konuþmalar.
Efendimiz aleyhisselam, önce Hacer-ül esvedi öptü.
Sonra tavafa baþladý.
Bu sýrada müþrikler ilk þaþkýnlýðý üzerlerinden atmýþlardý.
Kendilerine gelince, Efendimiz aleyhisselama sataþtýlar.
Önce bir iki laf.
Sonra en aðýr hakaretler.
Efendimiz aleyhisselam sükut ettikçe, hakaretlerini arttýrýyorlardý.
Bunun üzerine o Server, muhteþem bir vakarla gelip karþýlarýna dikildiler o kâfirlerin.
O muazzam heybet ve azameti gören az önceki aslanlar(!), uyuz çakala dönmüþlerdi bir anda.
Sus pus olup korkudan titremeye baþladýlar.
Efendimiz aleyhisselam, açýkça meydan okudu o korkaklara:
- Ey Kureyþ! Allah hakký için söylüyorum ki, eðer iman etmezseniz, sizi koyun gibi keserim. Elimden kurtulamazsýnýz!
Kimsenin gýký çýkmadý.
Korkudan yalvarmaya baþladýlar bu defa:
- Aman ya Ebel Kasým! Biz sana ne dedik ki? Þey yani, sen bizden birisin zaten. Sen ibadetine devam et. Biz sana nasýl karýþabiliriz.
Müþrikler vurulmuþa dönmüþlerdi.
Öyle ki, ertesi gün kendilerine gelebildiler ancak.
Kendine gelen Kâbe’ye koþtu yine.
Ýntikam alacaklardý.
- “Vay be, dün bizi nasýl da korkuttu. Bunun acýsýný çýkartalým” diyorlardý birbirlerine.
Baþkanlarý seslendi o ara:
- Bu iþ buraya kadar arkadaþlar. Yetti artýk. Onu ilk gördüðümüz yerde öldüreceðiz, tamam mý?
- Tamam!
- Andolsun mu?
- Andolsun!
Kötü haber, hazret-i Fatýma’ya “radýyallahü teâlâ anha” ulaþýnca mübarek kalbi titredi.
Üzüntüden þaþkýn ve yaþlý gözlerle geldi ve nakletti bunu babacýðýna.
Sevgili Peygamberimiz;
- Üzülme kýzým, buyurdular. Onlar bana bir þey yapamazlar.
Sonra gidip celalli bir halde Kureyþin karþýsýna dikildiler.
Mübarek nazarlarý kime isabet ettiyse, o müþrik, heykel gibi mýhlanýyordu olduðu yere.
Sonra yerden bir avuç toprak alýp saçtýlar o müþriklere.
Bu topraktan kime deðdi ise, o müþrik Bedir’de öldürülüp leþleri atýldý bir kuyuya.
|