Ebu Abdullah Dineveri "rahmetullahi aleyh", Evliyanýn büyüklerindendir.
Dinever’de vefat etti.
O devirde gencin biri fena halde aþýk olmuþtu bir kýza.
Onunla evlenmek istiyordu.
Fakat annesi razý deðildi bu iþe.
- Hayýr! Onunla evlenmeyeceksin! diyordu.
Haklýydý da.
Zira kýzýn hali uygun deðildi.
Ama genç, kaptýrmýþtý gönlünü bir defa.
Annesini de kýrmak istemiyordu.
Ýki arada bir derede kalmýþtý.
Düþündü, taþýndý.
Sonunda annesini de yanýna alýp, geldi bu zatýn huzuruna.
Ve arzetti:
- Efendim, ben uygunsuz bir kýza aþýkým. Elimde deðil, deli gibi seviyorum onu.
Ve ekledi:
- Gücünüz yetiyorsa soðutun beni bu kýzdan. Kalbimden çýkýp gitsin sevgisi. Onun yerine sizi seveyim.
Gencin bu samimi itirafý ve halis niyeti hoþuna gitti bu Velinin.
Ona þefkat nazarýyla bir defa baktý ve
- Seni sevdim, buyurdu. Sen artýk benimsin!
O anda gencin kalbinden çýktý o kýzýn sevgisi.
Yerine “bu Veli”nin sevgisi girdi.
Kýzdan soðuyup bu Veliye aþýk oldu.
Ýþte “Allah adamlarý” böyledir.
Bir nazarla çalarlar insanlarýn kalbini.
Fethederler içten içe.
Dini kimden öðrenelim?
Bir gün de, yolda rastladýðý bir gence;
- Dinimizden bir kelime öðrenip baþkasýna öðretmek, bin kere nafile hacca gitmekten daha çok sevaptýr, buyurdu.
Delikanlý bir þey bilmiyordu Ýslamiyet’ten.
Safiyetle sordu:
- Peki, dinimizi nereden öðreneceðiz efendim?
- “Ehl-i sünnet alimleri”nden.
- Öyle alimler yoksa efendim?
- Onlar yoksa, kitaplarý var evladým. O alimlerin halis niyetle yazdýklarý kitaplarý okuyan, hem dinini doðru öðrenir, hem de feyz alýr.
Genç ilk defa duyuyordu bu kelimeyi.
- Feyz mi? O ne demek efendim?
- Feyz, nur demektir evladým. Yani o kitaplarý okuyanýn kalbi nurlanýr, temizlenir. Kalbi temizlenen kimseye, ibadetler tatlý, haramlar çirkin gelir.
|