Hýrsýzýn biri, Yemen Velilerinden Ebu Þube Hadrami "rahmetullahi aleyh" hazretlerinin evine girmeyi tasarladý bir gece yarýsý.
Sessizce gelip bahçe duvarýna týrmandý.
Ve yine sessizce atladý içeri.
Ortalýk zifiri karanlýktý.
Fakat o da ne?
O bahçeye atlar atlamaz, bir anda aydýnlandý her taraf.
Gündüz gibi oldu.
Korktu ve tekrar duvara týrmanýp zor attý kendini dýþarý.
Ancak o anda yine zifiri karanlýk oldu her yer.
Fena halde þaþýrmýþtý.
“Herhalde hayal görüyorum” diye düþündü.
Ve tekrar týrmanýp atladý içeri.
Fakat o anda gündüz gibi aydýnlýk oldu yine.
Telaþlanýp acele dýþarý atladý.
O anda yine karanlýk oldu her taraf.
Bir türlü uyanamýyordu.
Üçüncü teþebbüsünde büyük Veli seslendi pencereden:
- Delikanlý, az gelir misin!
Ürkerek gitti yanýna.
Mübarek zat, ona bir miktar para verip;
- Bunu al. Bir daha ihtiyacýn olursa bize gel, buyurdu.
Ve ilave etti:
- Ama kapýdan buyur!
Hýrsýz yapýþtý ellerine.
Tövbe edip talebesi olmakla þereflendi.
Öyle bir zamanda geldiniz ki…
Bu zat, bir sohbetinde, Resulullah efendimiz aleyhisselamýn;
“Ey Eshabým, siz öyle bir zamanda geldiniz ki, dinin emirlerinin onda dokuzunu yapýp, birini terk ederseniz, helak olursunuz. Ahir zamanda gelecek ümmetim ise, onda birini yapsalar, kurtulurlar” hadis-i þerifini okudu.
Dinleyenler;
- Hocam, burada eshab-ý kiram için “Helak olursunuz” buyuruluyor. Bundan murat nedir acaba? Diye sordular.
Buyurdu ki:
- Eshab-ý kiramýn dereceleri çok yüksektir kardeþlerim.
- Evet efendim,
- Ýþte o çok yüksek dereceden bir derece aþaðý düþerler ki, bu, onlar için helak olmaktýr.
|