Þah Þüca-i Kirmani hazretlerinin "rahmetullahi aleyh" çok saliha bir kýzý vardý.
Kirman vilâyetinin en güzel kýzýydý.
Çok isteyeni vardý ama, babasý vermiyordu.
Çünkü o, takva ehli bir damat arýyordu.
“Varsýn dünyalýðý olmasýn, ama takvasý olsun” diyordu.
Nihayet camide namaz kýlan bir genç gördü.
Delikanlý, tadil-i erkan ile kýlýyordu namazý.
Onu, gýbta ile seyretti uzaktan.
Namazý bitince, gidip oturdu yanýna.
- Selamün aleyküm evlat!
- Aleyküm selam amca.
- Evli misin evladým?
- Hayýr efendim, bekârým.
- Güzel, bak ne diyeceðim. Eðer kabul edersen sana bir teklifim olacak.
- Buyurun efendim.
- Hem güzel, hem de edeb ve takva sahibi bir kýz olsa, evlenir misin?
Genç hiç böyle bir þey beklemiyordu:
- Þey, bilmem ki. Hiç düþünmedim efendim.
- Düþün öyleyse.
- Ýyi de bana kim kýz verir ki?
- Neden oðlum?
- Ne bileyim, hiç dünyalýðým yok da.
- Olmasýn, mühim deðil.
Delikanlý iyice meraklanmýþtý.
Sordu hemen:
- Kim bu kýz amca?
- Benim kýzým. Hem güzel, hem de takva ehli. Onu sana vermek istiyorum.
Genç þaþýrmýþtý.
- Bilmem ki, siz kabul ettikten sonra...
- Tamam evladým. Mübarek olsun, buyurdu.
Tezinden niþan, düðün yapýldý ve evlendiler.
Peki, genç aradýðýný bulmuþ muydu?
Hem de fazlasýyla.
Þöyle ki;
Düðünden birkaç gün sonra, eve bir aylýk yiyecekle geldi bu genç.
Kýz bunu görünce þaþýrýp sordu:
- Nedir bunlar efendi?
- Yiyecek, neden þaþýrdýn?
- Ne bileyim, bu kadarýna lüzum yoktu da.
- Nedenmiþ o?
- Bugünkü rýzký veren, yarýn da verirdi. Tevekkül denen bir þey var. Hem sonra, babam bana; "Seni, ahiret ehli biriyle evlendiriyorum" demiþti. Meðer "dünya ehli" biriyle evlendirmiþ.
Genç kýzacaðýna memnun olmuþtu.
Sevinçle mýrýldandý:
- Haklýsýn haným.
Ýþte onlar birbirlerinden böyle üstün idiler.
Evlenip, mesut bir hayat sürdüler.
|