Ahmed Rýdvani hazretleri “rahmetullahi aleyh” Edirne Evliyasýndan.
Her Veli gibi, tek derdi vardýr onun da:
“Ahiret”.
Ahirette azaptan kurtulmayý düþünür sadece.
Yalnýz kendisinin mi?
Hayýr, herkesin.
Bunun için çýrpýnýr adeta.
- Ey insanlar! derdi sýk sýk, dünya ve ahiret saadetlerinin baþý, Allahü teâlânýn rýzasýna kavuþmaktýr. Bu da, Ýslamiyet’e uymakla olur.
Ve eklerdi:
- Ýslam’a tam uyan, dünyada da rahat eder, ahirette de.
Malýnýz azalýyor
Misafirsiz yemeðe oturmazdý bu mübarek zat.
- Niçin? diye soranlara;
- Kýyamet günü, misafirle yenen yemekten sual olmayacak, derdi.
Çok da cömertti ayrýca.
Önüne gelene ikram ederdi.
Öyle ki, yakýnlarý akýl erdiremezdi bu kadarýna.
- Hocam! dediler bir gün. Ýyi de, malýnýz azalýyor.
Cevabý manidârdýr mübarek zatýn:
- Malým azalýyorsa, ömrüm de bitiyor.
Yazýk oldu zavallýya
Bir zaman, kötü huylu bir kiþi gelip gider bu zatýn yanýna.
Sohbetten büyük zevk alýr.
Ancak bir müddet sonra sessizce ayrýlýr, gelmez olur artýk.
Onun ayrýlmasýna çok üzülür mübarek zat.
- Niçin bu kadar üzülüyorsunuz? dediklerinde;
- Nasýl üzülmeyeyim, buyurur. O bizden ayrýldý, ama kötü huylarý ayrýlmadý ondan. Az daha bizimle olsaydý, kurtulabilirdi o kötü huylardan. Yazýk oldu zavallýya.
En büyük keramet
Bu zat da, diðer Veliler gibi saklardý kerametini.
- En büyük keramet “Ýstikamet”tir, derdi.
Sevenleri;
- O nedir ki? diye sordular bir gün.
- Doðru yolda, hiç sapmadan yürümektir, buyurdu.
Talebesine de;
- Meþguliyet nimettir der, mutlaka bir iþle iþtigal etmelerini emrederdi.
Nitekim sýk sýk;
- Evlatlarým, sizi, geçiminizi temin ederken görmek, cami köþesinde görmekten, bana daha sevimli geliyor, dediði meþhurdur.
|