Derya Ali Baba "rahmetullahi aleyh", Anadolu Evliyasýndan.
Türbesi, Ýstanbul Kazlýçeþme’dedir.
Bir kimse inanmazdý bu zatýn büyüklüðüne.
Bir gün, eve yemeðe çaðýrdý bu Veliyi.
Aklý sýra imtihan edecekti onu.
Besmelesiz kesilmiþ tavuk eti ikram edecek, yediðini görünce de, "Ýþte..." diyecekti güya. "Anlamadý tavuðun Besmelesiz kesildiðini. Bir de evliya diyorlar".
Daveti kabul edip geldi mübarek zat.
Ancak yemeye el uzatmadý.
Adam bunu görünce;
- Hoca Efendi, kendi bahçemdeki tavuðun etidir. Niçin yemiyorsunuz? diye sordu.
Buyurdu ki:
- Evet, bahçendeki tavuk. Ama bu tavuk bana bir þeyler söylüyor.
Adam heyecanlandý.
- Ne... ne söylüyor?
- Beni yeme. Çünkü beni Besmelesiz kestiler, diyor.
Adam bunu duyunca;
"Eyvah!" dedi içinden. "Ben ne yaptým?".
Bin piþmanlýk içinde sarýldý ellerine.
- Affedin hocam. Sizi denemek istemiþtim. Kalb gözünüz açýkmýþ. Kör olan benmiþim.
Kalbi, bu Velinin sevgisiyle dolmuþtu adamýn.
Halinizden razý olun!
Bu zat bir gün buyurdu ki:
- Halis mümin, her halinden razýdýr. Nimette de, musibette de hali hiç deðiþmez.
Sordular:
- Musibet gelince de mi hocam?
Buyurdu ki:
- Evet. Çünkü o, gönderene bakar. Madem ki Allahü teâlâ göndermiþtir. Severek kabul eder.
Ve ekledi:
- Peygamber efendimiz aleyhisselam da; "Müminin her haline hayret ediyorum. Nimet gelirse þükreder. Bela gelirse sabreder. Her ikisinde de sevap kazanýr" buyuruyor.
Günahtan sakýnýn!
Bir gün de;
- Muvaffak olmanýn yolu nedir? diye sordular bu zata.
Cevaben;
- Ýkidir, buyurdu. Biri, günahlardan sakýnmak, öbürü, insanlara iyilik etmektir.
|