Nabi efendi "rahmetullahi aleyh", Osmanlý devletinde yetiþen bir þair.
Ýsmi Yusüf ise de, Nabi diye meþhurdur.
Hacca gitti bir sene.
Kafilede, devlet ricalinden de insanlar vardý.
Vekiller, subaylar, paþalar…
Nabi efendinin Resulullah efendimiz aleyhisselama olan sevgisi fevkalade çoktu.
Ona olan bu aþk ile Hicaz yollarýnda uyumadý az bile.
Medine, uzaktan göründü nihayet.
Ýþte o zaman zirveye ulaþtý bu muhabbet.
Öyle ki, kalbi bu aþkla yanýyordu.
O, böyle yanadursun bu muhabbetle,
Bir de ne görsün.
Biri yatmýþ uyuyor.
Ayaklarý kýblede.
Üzüldü, kederlendi.
Ýncindi nazik kalbi.
Ve gayr-i ihtiyari bir þiir döküldü dudaklarýndan.
Yüksek sesle okuyordu.
Muhatap, o uyuyan adamdý.
Maksat hasýl oldu ve adam uyandý.
Þiirin bir dörtlüðü þöyle:
Sakýn terk-i edebten,
Kûy-ü mahbûb-u Hüdâ’dýr bu.
Nazargâh-ý ilâhîdir.
Makâm-ý Mustafâ’dýr bu.
Gafil adam, hýzla doðruldu.
Ve Nabi efendiden sordu:
- Ne zaman yazdýn bunu? Baþkasý da duydu mu?
- Ýlk defa söylüyorum. Sizi böyle görünce içimden geldi.
- Aman n’olur, duymasýn baþka biri.
Ve vardýlar Medine’ye.
Fakat o da ne?
Mescid-i Nebide bütün müezzinler, "bu þiir"i okuyorlardý.
Hem bütün minarelerden.
Þaþýrýp sordular müezzinin birinden.
- Bu þiiri nerden öðrendiniz?
- Efendimiz aleyhisselamdan.
- Nasýl?
- Rüyada.
Meðer Resulullah efendimiz bütün müezzinlerin rüyasýna girip bu þiiri okumuþlar ve
"Ümmetimden Þair Nabi geliyor. Onu, ezandan önce bu þiirini okuyarak karþýlayýn" buyurmuþlar.
|