Gönül Sultanları.com >  1001 Güzel Menkîbe > Bir zaman bizi azcýk sevmiþti > Allah’tan çok korkardý
Allah’tan çok korkardý
Seyyid Taha-yý Hakkari hazretleri ”kuddise sirruh“, büyük bir Veli idi.
Ýhlasta hazret-i Ebu Bekir’e benzerdi,
Þecaatte hazret-i Ömer’e.

Hayâda Osman-ý Zinnureyn’i andýrýrdý,
Evliyalýkta Aliyyül Mürteza’yý.
“radýyallahü teâlâ anhüm ecmain”.

Allah’tan çok korkardý.
Bu korkunun çokluðundan eðilmiþti boyun kemiði.
Heybetinden, bakýlmazdý yüzüne.

Böyle Veli, nadir gelmiþtir yer yüzüne.
Ona, “Seyyid-i büzürk” derlerdi.
Yani “Büyük Efendi”.

Onu gören, aþýk olurdu.
Sohbetini dinleyense, kâmil insan.

Hocasýnýn emriyle, Berdesur’a gitti.
Allah’ýn kullarýný irþad etti.
Sonra Nehri’ye yerleþti.

Ýnsanlar, sohbetine gelirdi akýn akýn.
Bir ýþýk kaynaðýna üþüþen pervaneler gibi herkes Nehri’ye koþuyordu.

Öyle ki, meleklerin bile imreneceði bir belde oldu Nehri.
Hak aþýklarý, Nehri’ye koþuyordu.

Oraya giden nura kavuþuyordu.
Resulullah efendimiz aleyhisselamýn mübarek kalbinden çýkan "Nur"lar, Nehri’den yayýlýyordu.

Nehri, nur menbaýydý sanki.
O huduttan içeri kim girse, feyiz ve bereket kaplardý vücudunu.

Hatta Nehriye, abdestsiz girilmezdi o zamanlar.

Velhasýl Resulullahýn yolu,
Ýlim, ahlak ve edeb,
Nehri’den, yayýlýrdý hep.

Medreseler,
Yüzlerce müderrisler.
Binlerce talebeler.

Nehride din ve fen ilimleri tedris ediliyordu.
Nehriye, sanki nur yaðýyordu.

Seyyid Taha hazretleri, ne zaman sohbete baþlasa, dinleyenler kendinden geçiyordu.
Her gün yemek piþiyordu medresesinde.

Yalnýz talebe deðil, herkes yiyip içiyordu.
Binyediyüz hane.

Onaltýbin Müslüman.
O medreseden yiyip içiyordu o zaman.

www.gonulsultanlari.com